Türkiye'deki İsrail Temsilcilikleri Resmi Blogu

Home » Posts tagged 'müzik'

Tag Archives: müzik

Yahudiler ve Arapların müzik köprüsü


Kudüs’ün Yahudi ve Arap sakinleri müzik ile kültür köprüsü oluşturdular. Katılımcılar, “Her etkinlik şiddete en iyi cevaptır” dediler.

İsrail’de terör ve şiddet artarken Kudüs’te bir girişim Yahudi ve Araplar arasındaki tansiyonu düşürecek bir etkinlik düzenlediler. Müzik bunun ilacı oldu.
jews arap sing
Simple Sing (sadece şarkı söyle) projesine bu amaçla başlandı. Birkaç haftada bir bir araya gelen Kudüs’ün Yahudi ve Arap sakinleri müzikal gece geçirdiler. Yaklaşık 5 yıldır devam eden etkinlik destek kadar tepkilere de neden oluyor.

 Kudüs’te yaşamalarına rağmen Arap komşularımızla tanışma fırsatımız yok diyen Dror Amedi bu girişimi başlatan isimlerden biri. Amedi, amaçlarının siyasetten uzakta müzik ile dolu birliktelikle herkesin kendini rahat hissedebileceği bir ortam yaratmak. Son olarak 28 Ocak’ta düzenlenen etkinlik Kudüs İslam sanatları müzesinde gerçekleşti. Micaela Harari’nin Flamenko gösterisinin yanı sıra Fuad Abu Ghanam ve Liron Meyuhas birlikte şarkı söylediler. 250 kişinin katıldığı etkinlikte ayrıca 3 Arap, 3 Yahudi müzisyenden oluşan bir grup birlikte Orta Doğu şarkıları söylediler.
jews arap sing3
Gazze savaşı sırasında Doğu Kudüs’te etkinliğin düzenlenmesine Araplar karşı çıkarken, geçtiğimiz senelerde birçok kez Yahudiler etkinliği protesto ettiler. Etkinliğe katılan Yahudiler Arap komşularını tanımaktan sevinç duyarken, Arap katılımcılar da Yahudileri katil olarak görmediğini, Yahudiliğin “komşunu kendin gibi sev” gibi özdeyişlerini benimsediğini söyledi. Bu etkinliğe katıldığı için davayı sürdürmediği ve Yahudileşmekle suçlandığını söyleyen katılımcılardan Alqam, gerçek İslam’ın barış dini olduğunu ve nefret içermediğini söyledi, Müslümanların terörist olarak görülmemesi gerektiğini ekledi. “Şiddete en iyi cevap bu tür etkinliklerdir. Bu projenin susturulmaması lazım. Bugün bu proje eskisinden de önemli.”

Advertisements

Filistinliler, Şiddet ve Müzik


pal musicTrue Love adlı hediyelik eşya ve müzik dükkanına giren Filistinli gençler ardı ardına yeni çıkan “milliyetçi” cd’lerden istiyorlar. Kasanın yanında duran CD’lerde “Kudüs kanıyor” ve “bıçakla, bıçakla” gibi şarkılar yer alıyor. 15 yaşındaki Khader Abu Leil bu şarkıları dinlediğinde içinin kaynadığını söylüyor ve neredeyse her gün İsrail askerlerine taş attığı gösteriler için onu hazırlıyor.
Bu ayki İsraillilere bıçakla saldıran Filistinlilerden ve güvenlik görevlileri ile çıkan çatışmalardan esinlenen özellikle Batı Şeria’lı müzisyenler askeri çoğunlukla şiddetli müzikler ürettiler. Facebook ve Youtube’da saldırılardan karelerle paylaştıkları müzikler intifada müziği oluşturdu.

true love

Ramallah’taki True Love müzik dükkanı

“Siyonisti bıçakla ve Allah büyüktür de”, “bırak bıçağın düşmanını kessin” “intifada’ya devam et” bu şarkılardan bazıları. Sonuncusunun videosunda bir otobüs durağında İsrail askerlerine bıçak çeken bir kadının görüntüleri de var. “Diren ve silahlarını yanında ayırma” diyen şarkı, “yeni bir şehit olmaya hazırlan” diyor.
“İntifadaya devam et” ve son günlerde yayınlanan dört şarkının şarkı sözü yazarı ve yorumcusu olan Adnan Balaweneh televizyonda askerlerin Afula’da bir kızı vurmalarını seyrettiğini söyledi ve bundan etkilenerek Filistinlileri gaza getirecek bir şeyler yazma ihtiyacı hissettiğini söyledi.
Filistinlilerin 1930’lardaki İngiliz mandasına kadar uzanan bir protest müzik gelenekleri var. Yas şiirleri kadar siyasi parti marşları da gösterilerde söyleniyor. 2014’teki İsrail-Gazze savaşında Tel Aviv’e atılan roketler bu şarkıların radyolarda çalınmasıyla kutlanmıştı.

Filistinlilerin şiddeti çağırıştıran şarkılarından biri:

Ancak bir çok uzman son ortaya çıkan müziğin bu geleneğin dışında yer aldığını belirtiyorlar. Direnişin kendisi gibi sosyal medyadan besleniyor. Bazıları bu şarkıları direniş için yararlı görürken bazıları ise bu şarkıları müzikal anlamda yetersiz ve İsrail’in teşvik iddialarını güçlendirecek bir delil olarak görüyorlar.
Bir fotoğrafçı tarafından taş atarken resmi çekilip simge haline gelen Ramzi Aburedwan ilk intifadada taş atmanın simgelediğini bugün müzik yerine getiriyor dedi. “Müzik ve sözler bugünkü durumu anlatıyor. Gençlerin öldürüldüğü onlarca video seyrederken doğa ve barışçıl şeylerle ilgili müzik yapamam, “ dedi.
Ancak Doğu Kudüs’ten müzik terapisti Basel Zayed aynı fikirde değil. Müzik kendini tekrarlıyor ve kelimeler çok anlaşılır değil sadece öldür, bombala veya patla kelimeleri anlaşılıyor dedi. Bu bir reaksiyon olarak ortaya çıktıysa dahi Filistinlilerin kendilerini ancak bu şekilde anlatabilmeleri utanç verici dedi.

kaynak:nytimes

‘Kosher’ hip-hop şarkıcısı antisemitizme karşı


kosha dilliz2

Kosha Dilliz

Adı Kosh Dillz, kaşer turşu anlamına geliyor. Asıl adı Rami Matan-Esh olan 34 yaşındaki hip-hopçu, ABD’ye göç etmiş İsrailli bir ailenin çocuğu. New Jersey’de Rutgers Üniversitesinden mezun, yazları ailesi ile İsrail’in Kiryat Tiv’on şehrinde geçirmiş. Ancak polisle başı birçok kez derde düşmüş ve hapis bile yatmış. Son yıllarda hip-hop’u keşfetmesiyle hayatı değişmiş. Artık ABD’de özellikle de yaşadığı Los Angeles’ta tanınan biri. Şarkılarında Yahudi ve İsrail yaşamından bölümler ekliyor, nakaratları ise hem İbranice, hem İngilizce, hem de İspanyolca. Tanınmasında en büyük pay ise IŞİD. IŞİD destekleyici hacker’lar sayfasına girip radikal İslami mesajlar yazmaları ile daha fazla dikkatleri çekti.

kosha dilliz
İsrail’de ilk defa tüne in Tel Aviv müzik festivalinde konsere çıkan Kosh Tillz konser öncesi çok heyecanlı olduğunu ve İsrail’de tanınmanın kendisi için önemli olduğunu vurguladı. Kimliği dolayısıyla tepki çektiğini söyleyen şarkıcı, kendisine karşı fiziksel bir saldırı gerçekleştirilmemiş olduğunu ancak sosyal medyadaki nefret söyleminin rahatsız verici olduğunu belirtiyor. “Eğer benden nefret eden biri ile karşılaşırsam onu susturmaya çalışırım. Hatta onunla dalga da geçerim ama sonunda sevdiğim şeye rap yapmaya dönerim,” diyor.
Birkaç ay önce Billboard dergisinde müzik dünyasındaki anti-semitizm ve anti-siyonizm ile ilgili kendi tecrübelerini de anlatan sert bir yazı kaleme aldı.
“Tüm ailem ve çoğu arkadaşım İsrail’den. İsrail benim ailemin hayatını kurtardı tıpkı dilimizi ve tüm halkımı kurtardığı gibi. İsrail karşıtı olanlar hayatlarında hiç İsrail’i görmemiş kişiler ve onlara sunulan yanlış bilgilere inanmışlar. Bu kişilere gerçeği göstermek, öğretmek gerekir.”

İsrail ve Almanya diplomatik ilişkilerinin 50. yılını kutladı


Almanya Federal Cumhuriyeti ve İsrail Devleti arasındaki diplomatik ilişkilerin 50. yılı nedeni ile Almanya Başkonsolosluğu’nda dün akşam konser ve resepsiyon düzenlendi.

Almanya Federal Cumhuriyeti Başkonsolosu Dr. Georg Birgelen ve İsrail Devleti Başkonsolosu Shai Cohen  geceye ev sahipliği yaptılar.

“Sultan için Klezmer” konserinde Yinon Muallem (İsrail) ve Helmut Eisel (Almanya), Yaniv Raba (İsrail),  Tomer Moked (Israil-Alman) ve Kağan Yıldız (Türkiye) birlikte sahne aldılar.

11996937_10156059487910425_1351502503_n

 

İsrail Başkonsolosu Sn. Shai Cohen’in gecenin açılışında yaptığı  konuşma:

Israel and Germany celebrate 50 years of bilateral diplomatic relations

In 1965; West German Chancellor Ludwig Erhard and Israeli Prime Minister Levi Eshkol established diplomatic relations and arranged for the exchange of ambassadors.

In 2015; this summer, the European Maccabi Games were held in Germany for the first time. The opening ceremony of the biggest Jewish sports event in Europe was held in Berlin’s Olympic Stadium, where the 1936 Olympic Games opened in Nazi Germany.

Ladies and gentlemen,

11992569_10156059487640425_412415298_nThis year marks 50 years since Israel and West Germany established diplomatic ties. It has been an understandably complex relationship, launched two decades after the Holocaust ended and 14 years after West Germany committed to reparations “both moral and material” for the genocide committed by the Nazis.

The connection between Israel and Germany has grown beyond its historical imperative, encompassing broad political, cultural, economic and military exchanges.

The countries’ societies played an important role in paving the way for this historic move. The societies built bridges between the peoples in both countries, especially applying to sciences, culture and sport.

The rapprochement between the two countries was marked by three bilateral milestones. First, The Luxembourg Agreement of 1952, which constituted the Federal Republic of Germany’s assumption of responsibility for the consequences of the Holocaust.

The second milestone was the meeting on March 1960 in New York, between David Ben-Gurion, Israel’s first Prime Minister, and Konrad Adenauer, Germany’s first Chancellor. These 2 leaders had a vision and only 15 years after 2nd World War they met in friendship and trust to lay the basis for the relations between both states.

The final milestone was the Eichmann trial of 1961, held in Israel.

The post-1965 era has been marked by the rapid development of bilateral relationships and contacts. In 1969, for the first time, a delegation comprised of members of the Knesset was officially welcomed to Germany’s Bundestag .

In 1975, Yitzak Rabin was the first Prime Minister of Israel to visit Germany. In 1985, President Richard von Weizsäcker of Germany became the country’s first head of state to visit Israel. In 1987, President  Chaim Herzog of Israel was the first head of the state in Israel to visit Germany.

The growth of trust between the two countries has not been restricted to the political sphere. Societal ties have played a highly important role. These have taken the form of youth exchange programs and civic partnerships. Today, cities in Germany and Israel maintain more than 100 such partnerships.

Over 2 million young Germans and Israelis have participated in joint programs and meetings.

Agreements and cooperations have been agreed upon in all fields. The strength characterizing these ties were demonstrated by the ability to overcome devastating events such as the terror attack staged during the 1972 Olympics in Munich, in which eleven members of the Israeli team were killed.

Governmental bilateral consultations are held once a year. They are attended by the two countries’ cabinets. These represent both countries’ manifestation of their will to deepen and intensify the partnership existing between them in all fields.Picture1

A large number of economic and scientific projects have been established and directly benefiting the citizens of the two countries.

Germany is the 3rd trade partner for Israel, after USA and China and 1st in Europe with a volume close to 7 billion US $.

Israel and Germany are also employing trilateral ties – applying especially to Africa – to attain the “Millennium Goals of Development”. Priorities were set: water management, agriculture and health. To implement these objectives, Israel and Germany are jointly pursuing projects of development in states like Burkina Faso, Cameroon and Burundi.

Israel and Germany also maintain partnerships and cooperation programs through Israel’s’ special relations with EU, where Germany is a central player and one of its founders.

The values shared by the countries of a belief in rule through democracy and by law form the basis of their vision to jointly configure their future. A unique trust and real friendships have emerged out of the abyss constituted by the horrors perpetuated by the Nazis. Israel and Germany have joined forces to make sure this never repeats.

I want to finish my words quoting President Rivlin and former Foreign Minister of Germany Dr. Klaus Kinkel.

President Rivlin said:

“The bridges built between both countries over the past half-century rest upon the foundations of brave and deep national soul searching.”

Former Foreign Minister Dr. Klaus Kinkel said: (1999)

“The path in which history tied Israel and Germany together, will ensure the uniqueness of our relationship: more emotional and sensitive, thus creating a huge responsibility in relation to the future generations.”

11994505_10156059487610425_598481501_n

 

 

Tel Aviv’de ‘İstanbul’ Gecesi


25 haziran perşembe akşamı Tel Aviv Barbi Bar’da düzenlenecek İstanbul gecesinde Türk grup Baba Zula sahne alırken , Türk DJ Murat Meric performansı ile ziyaretçileri coşturacak.

BabaZula Grubu

BabaZula Grubu

İsrail’de de çok sevilen alternatif müzik grubu Baba Zula’ya , son olarak Selda Bağcan ile düetiyle dikkatleri çeken Boom Pam  grubu eşlik edecek.

boom pam

Boom Pam Grubu

Yarın akşam aynı zamanda; bütün sene boyunca merakla ve ilgiyle beklenen , Tel Aviv’de şehrin farklı yerlerinde değişik faaliyetlerin yapıldığı gece boyunca lokantaların ve mağazaların açık olduğu , sabahlara kadar partilerin ve festivallerin düzenlendiği “Beyaz Gece” olmasıyla ayrı bir anlam kazanıyor.

Eğer yarın yolunuz  Tel Aviv’e düşerse müthiş ‘İstanbul Gece’sini ve ‘Beyaz Gece’yi kaçırmayın !

Yahudi ve Arap gençlerin ‘müzik’ sevgisi


polyphonyArap ve Yahudi gençler aralarındaki farkı, klasik müzik programı ile notalarla aşmaya çalışıyorlar. 2011’de New York’lu Deborah ve Craig Cogut ile yönetmen Abboud-Ashkar tarafından kurulan Polyphony Vakfı İsrail’in en iyi müzisyenlerini bir araya getiriyor ve misyonu müzikten çok öteye gidiyor. Her yaş için müzik eğitimi ve küçük çocuklar için müzikle tanışma programı sunan merkezde genç orkestra, karışık topluluklar ve yetişen profesyonel orkestra mevcut.

İkisi Yahudi, ikisi Arap dört kişilik Polyphony Quartet New York’ta bir seri konser verdi Antonin Dvorak, Mozart ve Arap kökenli İsrailli Paul Ben-Haim ve Taiseer Haddad’in parçalarını çaldılar. 19 yaşındaki Arap keman müzisyeni Feras Machour, ailesinin ve arkadaşlarının destek olduklarını ve dünyayı dolaşarak seyahat etmekten mutlu olduğunu söyledi. 20 yaşındaki Arap Çello müzisyeni Feras Machour da ilk başta çevresinin kendilerinden fazla bir şey beklenmediğini söyledi. “Arap bir müzisyenin klasik müzik konseri vererek dünyayı dolaşacağına kimse inanmıyordu. Şimdi eğitim alan 100 öğrenciden fazla var.” 6 bin öğrencinin ve 140 öğretmenin de eğitildiği merkezde Arap ve Yahudiler var.
Önümüzdeki yıllarda mesajlarının yayılacağını ve binlercenin hayatını etkileyeceğine inanıyor Abboud-Ashkar. “Hepimiz birbirimizle dil aracılığıyla diyaloga geçebiliriz. Ancak klasik müzik hepimizi eşit yapar.”

 

 

Itzhak Perlman İstanbul ve İzmirlileri kemanıyla büyüledi


1084884_620x410

Müzik otoritelerince 20. ve 21. yüzyılın en üstün keman virtüözü kabul edilen Itzhak Perlman, 28 Mayıs akşamı Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde verdiği konserde İstanbulluları büyüledi. Perlman’a konserde ünlü piyanist Rohan de Silva eşlik etti. Konseri, sanat ve cemiyet dünyasından çok sayıda ünlü ismin de aralarında bulunduğu binlerce kişi izledi. Kemanıyla izleyenleri büyüleyen Itzhak Perlman, konserin sonunda dakikalarca ayakta alkışlandı. Perlman, eserlerini 20 milyon dolar değerindeki, 1714 yapımı antik Soil Stradivarius kemanıyla çaldı. İstanbul’a üçüncü kez gelen sanatçı, Türk izleyicilerle müthiş bir iletişim içinde olduğunu ve yeniden bu kentte konser vermekten büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

Perlman, İstanbul’daki konserinin ardından 30 Mayıs’da 29. Uluslararası İzmir Festivali’nin konuğu olarak Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde (AASSM) bir konser daha verdi.

Perlman piyanist Rohan de Silva eşliğindeki konserinde, Leclair’in re majör keman ve piyano sonatı, Brahms’ın keman ve piyano için do minör scherzosu, Beethoven’in keman ve piyano için fa majör sonatının da yer aldığı 10 eser seslendirdi.

4 Emmy, 16 Grammy ödülüne sahip olan Perlman’ın performansı sanatseverlerden alkış aldı.

Kaynak: Habertürk, Haberler.com