Türkiye'deki İsrail Temsilcilikleri Resmi Blogu

Home » 118 İsrail

Category Archives: 118 İsrail

İsrail’in yeni keşfi ile meyve ve sebzeler üç kat daha uzun süre taze kalabiliyor


İsrail’in Ra’anana şehrinden Şangay’a taşınan Gal-Or adlı öğrenci,  Phresh adlı firmayı kurdu. Uçucu yağlardan geliştirdiği toz sayesinde, meyve ve sebzeler normalden üç kat daha uzun süre tazeliklerini koruyabiliyor. Çalışmalarına eski teknolojiyi ve İsrail’de yapılan bir araştırmayı kullanarak kişisel ihtiyaçlara cevap vermek isteği ile başladı. Binlerce yıldır bilinen bu yağlar hızlı bir şekilde uçabildiğinden ve bozulabildiğinden etkileri de kısa süreli oluyordu. Araştırmacılar bu yağları likit veya toz haline çevirip etkilerini arttırmayı istiyorlardı.

ISRAEL - Phresh

Gal-Or ve takımı eski araştırmaları inceleyerek spreye gerek duymayan, veya ürün üzerine koyulması gerekmeyen bir toz haline getirme işlemi üzerinde çalışmaya başladılar.  Onun yerine toz kendinden eriyor ve normalden 3 hafta daha uzun bir süre koruyor. Çileklerin normalde 3 gün sonra çürümeye başladığını söyleyen Dal-Or bu sayede ömrünü 4-5 gün daha uzatabildiklerini belirtiyor. Haftalarca dayanan patates ve patlıcanın ömrü ise aylarca uzatılabiliyor. Büyük bir e-ticaret kampanyasına hazırlanan Paresh’in bu ürünü şimdiden Çin’den Japonya, İsrail, Avrupa ve ABD’ye ismini duyurmaya başladı. Paresh şu an fon arayışında. Amacı binayı bitirmek ve sağlıklı organik çözümlerini geniş kitlelere duyurabilmek.

İsrailli bilim insanları ALS için yeni bir tedavi yöntemi buldular


Ben Gurion Üniversitesindeki bilim insanları, ALS tedavisinde çığın açan bir tedavi yöntemi buldular. Açılımı amyotrophic lateral sclerosis olan ALS, Lou Gehrig hastalığı olarak da biliniyor ve hastanın motor nöron hücrelerini öldürerek ilerleyen öldürücü bir hastalık. Üniversiteden yapılan açıklamaya göre Dr. Rachel Lichtenstein hastalığın ilerlemesini durdurmayı başardı. Motor nöron hücrelerini öldüren glial hücrelerini durduran çalışmasında doktor, bu sayede vücudun bağışıklık sistemini arttırarak hastanın yaşama süresini uzatabiliyor.

Illustrative image of the neurological process causing Amyotrophic Lateral Sclerosis (ALS) also known as Lou Gehrig's disease. (Screen capture: Moovly via YouTube)

“Glial hücreleri sağlıklı beyin hücrelerine saldırıp öldüremediği bir metod bulduk,” denilen açıklamada, Lichtenstein FDA onaylı ilaçlarla ALS tedavisini ilerletmeyi başardı. Fareler üzerinde yapılan ilk denemeler başarıya ulaştı, yaşama süreleri gözle görülür şekilde arttı. Bu ilaçların kanser tedavisinde kullanıldığı ve zaten FDA onaylı olduğunu belirten doktor Lichtenstein, sadece daha fazla deneme yapmaları gerektiğini söylüyor. Üniversitenin teknoloji transfer şirketi BGN Teknoloji’nin başkan yardımcısı Dr. Ora Horovitz ise bu ilacın diğer beyin rahatsızlıklarının tedavisinde de kullanılabileceğini belirtiyor ve Alzheimer ve Parkinson tedavisinde de başarı şansının yüksek olduğunu ekliyor. Beynin kendi kendine zararlı hücrelerden temizleyebileceğini belirten Dr. Horovitz, milyonlarca insanın hayat kalitesini yükseleceğine inanıyor. Araştırmacılar şu an tıbbi ortak olabilecek bir şirket arıyor.
ALS rahatsızlığının bir tedavisi yok. Ender görülen bu hastalıkta hastalar genellikle teşhis konulduktan birkaç yıl içinde hayatlarını kaybediyorlar. 100 binde bir görünen bu rahatsızlık genelde 55-65 yaş aralığında görülüyor. ALS 2014 yılında Ice Bucket Challenge ile dikkatleri çekmişti. Bu kampanyada buz gibi suyu kovayla üstlerine boşaltıp videolarını internetten paylaşarak hastalık hakkındaki farkındalığı arttırmak amaçlanmıştı. İngiliz Bilim adamı Stephen Hawking bu rahatsızlıkla mücadele ediyor.

Doğu Negev dünya için bir örnek


Doğu Negev, İsrail’in ilk dijital bölgesi olmaya aday. Cisco Sistemleri ile ortaklığı ile eğitim, sağlık, farklı yetkililerle işbirliği konularında bağlantı kazanacak.

Doğu Negev İsrail’in ilk dijital bölgesi olma yolunda. Cisco sistemleri’nin katkılarıyla başlatılan projenin amacı Doğu Negev’i kaliteli sağlık hizmetleri veren, eğitim fırsatları olan ve girişimciliği destekleyen hale getirmek. Cisco’nun sağladığı gelişmiş teknoloji alt yapısı, bölgedeki farklı kurumların birbiri ile iletişimini iyileştirecek. Bu projede 12 Yahudi ve Arap yerel yönetim yer alıyor.

Cisco’nun telepresence teknolojisinin açılış töreninde İsrail-Bedevi kenti Hura’dan gelen lise öğrencileri İsrail Uzay teknolojileri bölümünde kendi projelerini tanıttılar. Cisco’nun İsrail CEO’su Oren Sagi bu projenin İsrail’in kurucusu David Ben Gurion’un Negev ile ilgili ilerici vizyonunu geliştireceğini belirtti. Gelişim ve teknolojinin nüfus arasındaki eşitsizliği dengeleyeceğine inandıklarını belirtti.

İsrailli Araplar, İsrail ordusuna yazılıyor


Davut’un Yıldızı Yahudi kimliğinin ve vatanseverliğinin sembolü. Bu nedenle altı köşeli yıldızı, Müslüman bir Arap olan çavuş  Yossef Saluta’nın boynunda görmek şaşırtıcı. 20 yaşındaki asker, omuzunda tüfeği ve üniforması içinde gururla gülümsüyor. Saluta sayıca küçük ama gittikçe büyüyen, İsrail ordusunda görev almak için geleneğe ve bazen de topluma karşı çıkan İsrailli Araptan biri.

Ordunun azınlıklar bölümü başı albay Wagdi Sarhan’a göre Bedeviler dışındaki Arap Müslümanlar arasında da gittikçe artan bir talep var orduya yazılmak için. Onlarca Müslüman Arabın orduya yazıldığını belirten Sarhan, bu sayının artmasını beklediklerini belirtti. Sarhan 4 yıl önce bu sayının 10’un altında olduğunu hatırlatıyor.

Image: Israeli soldiers patrol on the West Bank village of Arura

İsrail’de askerlik erkekler için 3, kadınlar için 2 yıl zorunlu ancak bazı istisnai durumlar var. Bu kural ülkenin Yahudi olmayan Dürzi ve Çerkez toplumu için de geçerli. Kendilerini Arap’tan çok İsrailli olarak tanımlayan Müslüman Bedeviler ve Hıristiyan Araplar gönüllü olarak orduya yazılabiliyorlar. Her iki toplumdan da birkaç yüz asker orduda bulunmakta. Ancak Müslüman Arap İsrailliler bugüne kadar orduyu Batı Şeria’daki Arap Filistinlilere karşı kullanılan bir araç olarak gördüklerinden askerliğe yanaşmazdı. Ancak ne Saluta ne de ailesi duruma bu şekilde yaklaşmıyor. “Bu benim ülkem ve sınırlarını korumak benim görevim,” diyor. “Orduya yazılmak istedim, ailem de beni destekledi.” Arkadaşlarının ona ‘tuhaf bir bakış’ attığını itiraf ediyor. “Ancak onlara ordudaki tecrübemi aktardığımda onlar da katılmaya karar verdiler.”

Saluta’nın görüşü ülke nüfusunun beşte birini oluşturan İsrailli Arapların çoğunluğu tarafından paylaşılmıyor. Parlamento üyesi Yusuf Jabareen, Arapların İsrail ordusunda görev almamasını gerektiğini savunuyor. “Kendi halkımıza karşı olan bir rejimin parçası olamayız” diyor NBC’ye verdiği demeçte. “Siyonist Yahudi söylemi aktarılıyor,” diye de ekliyor. Ancak Sarhan aynı fikirde değil. Yeni birlikler siyasete göre yönlendirilmiyor. Katılanların bir çoğu ordunun İsrail’de kapıları açtığına inanıyor. Asker olmanın onları daha İsrailli yaptığına inanıyorlar ve bu da onlara saygı olarak geri dönüyor.

Image: Sgt. Salah Halil (center) with other Arab members of his IDF unitÇavuş Saleh Halil ise orduya katılmanın kariyer planlamasında bir adım olduğunu söylüyor. Judeida Makr Arap köyünden 20 yaşındaki Halil, 3 yıllık askerlik görevini tamamladıktan sonra polis olmak istiyor. “Askerlik Arap halkı ile İsrail toplumunun kaynaşmasına yarıyor,” diyor. Arapların orduya katılmasının hemen özgüvenlerini arttırdığını hem de bu sayede bir amaç bulduklarını söylüyor. “Orduda hizmet ederek topluma daha bağlı ve daha olumlu oluyoruz,” diye ekliyor.

Saluta ve Halil Kuran-ı Kerim’e el basarak ettikleri yeminle görevlerine başladılar. İlk aylar kolay olmuyor her zaman. Farklı İsraillilerle karşılaşıyorlar ve onlar herkese eşit davranmıyor. Bazen kendilerini farklı hissediyorlar. Bir diğer sıkıntı ise kendi toplumlarının onlara verdiği tepki. Halil temel eğitimden sonra Jenin’de görev almış. “Onlarla Arapça konuştuğumda ne kadar şaşırdıklarını tahmin edersiniz,” diyor. Ancak bu tecrübeler onun asker olma isteğini söndürmedi. Gazze sınırındaki görevi sona erince NBC’nin sorularını yanıtlayan Halil şöyle devam etti; “Müslüman, Yahudi veya Hıristiyan olman fark etmez. Hepimiz aynıyız ve birbirimize yardım ediyoruz.”

İsrailli gönüllüler Tanzanya’da


Two volunteers pose for a photo with kids in Tanzania.

İki gönüllü Tanzanya’da çocuklarla (photo:facebook)

Tanzanya’da bir köy İsrailli öğrenciler sayesinde temiz su ve elektriğe kavuştu

Herşey Itai Perry’nin Kuzey Tanzania dağlarında gezmesiyle başladı. Minjingu köyü ile karşılaşan hiker, burada temiz suyun olmadığını gördü ve bu konuda bir şey yapmaya karar verdi.  İsrail’e döndüğünde Tel Aviv Üniversitesi’nin yardımına başvurdu. Öğrenci ve öğretmenden oluşan bir grup ile köye geri döndü ve buradaki sudaki yüksek florid miktarını azaltmak için çalışmalara başladılar. Bir yağmur suyu deposu kurdular ve filtreleme sağladılar. Bu teknoloji sayesinde Nkaiti ortaokulundaki yüzlerce öğrenci temiz suya kavuştu. Okuldan sonraki planları köyde yaşayan 3 bin kişiye hizmet veren tıp merkezi oldu. Aşıların soğukta saklanması gerekiyordu. Bunun için de elektriğe ihtiyaç vardı ancak bina merkez şebekeye bağlı değildi. İsrailli öğrenciler bir jeneratör kurarak tıp merkezinin düzenli ve kesintisiz elektriğe kavuşmasını sağladı. Perry, Tel Aviv Üniversitesine bağlı ‘sınır tanımayan mühendisler’ grubuna bağlı. İhtiyaç duyan bölgelere sağlık için gerekli olan altyapı  kurmayı hedefliyorlar. Uluslararası bir organizasyon olan bu oluşumun bir diğer kolu da Technion Üniversitesinde bulunuyor. Oradaki öğrenciler de Nepal’de biyogaz reaktörü ve Etiyopya’da temiz su girişiminde bulundular.

 

The two volunteers are from Engineers Without Borders Israel.

Gönüllüler Tanzanyalılarla (photo:facebook)

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre İsrail sahra hastaneleri dünyanın en iyisi


Birleşmiş Milletler, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) kurduğu sahra hastanelerinin dünyada en iyi olduğunu duyurdu. Bu hastaneler Dünya Sağlık Örgütü’nden (WHO) üç yıldız  alan tek hastane oldu.IDF Spokesperson

WHO tarafından ihtiyaç bölgesine tıbbi yardım göndermeye hak kazanmış 17 ülkeden biri. 1 yıldız, 2 yıldız olarak derecelendirilen sahra hastanelerinden İsrail’inkiler cerrahi müdahalede bulunabildiğinden ilk ve tek 3 yıldızlı hastane oldu. WHO başkanının “İsrail’den öğrenilmesi gereken çok şey var,” diyerek duyurduğu başarı için İsrail ekibi Hong Kong’daki törene katılmaya hazırlanıyorlar. Doğal felaketlerde tecrübesi olan İsrail hükümeti, ordusu ve yardım kuruluşları genelde ihtiyaç bölgesine ilk ulaşan ekip oluyorlar. 2015 Nepal depreminde İsrail 122 tıbbi çalışan, 45 doktor ve 95 ton tıbbi yardım ile 60 yataklı bir hastane kurmuştu. Bu hastanede 1600 hastaya bakılmış, 85 ameliyat yapılmış ve 8 bebek doğmuştu.
IDF Nepal

Benzer şekilde İsrail 2013 yılında kasırga sonrası Filipinlere ve 2010 yılında deprem sonrası Haiti’ye tıbbi destek yollamıştı. İsrail’in bu konudaki örnek alınacak çalışmasını yakından tanımak isterseniz sergimizi gezin; http://www.israel21c.org/exhibition/my-name-is-israel/

IDF Spokesperson

kaynak:https://unitedwithisrael.org/world-health-organization-ranks-idf-field-hospital-as-worlds-best/

 

İsrail uçan otomobil üretti


ucan-araba2

İsrail’in 2016 yılı sonlarında “Taktik Robotik” firmasının desteğiyle uçan otomobil ürettiği ortaya çıktı. Aracın 2020 yılında piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Uçan araçlar hayal olmaktan çıktı. Gerçeğe döndü. AP haber ajansının paylaştığı görüntülerde uçan otomobilin prototipi açıkça görülüyor.

 

2016 yılının Kasım ayında İsrail’in söz konusu araçla test uçuşu yaptığı belirlendi. Urban Aeronautics şirketi aracın binalar arasında  ya da düşük enerji hatlarında uçabileceğini 185 kilometre hıza kadar çıkabileceğini açıkladı.

Pilot olmadan uçabilen araç, bin 500 ton ağırlığında… 500 kilogram da yük taşıyabiliyor. 14 milyon dolarlık bir fiyatı olması tahmin edilen aracın 2020 yılında piyasaya sürülmesi bekleniyor.

ucan-araba3Üretici firma aracın afet bölgeleri ve savaş alanlarında yaralıların kurtarılması gibi amaçlar için üretildiğini açıkladı.

İsrail’in 2016 yılı sonlarında “Taktik Robotik” firmasının desteğiyle uçan otomobil ürettiği ortaya çıktı. Aracın 2020 yılında piyasaya sürülmesi bekleniyor.

 

ucan-araba2

 

kaynak:milliyet