Türkiye'deki İsrail Temsilcilikleri Resmi Blogu

Home » Articles posted by israil@istanbul

Author Archives: israil@istanbul

İsrail’den İzmirli iş adamlarına davet


İsrail’den İzmirli iş adamlarına davet

 

İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Shai Cohen, ülkesinde yatırım imkanlarının çok elverişli olduğunu, İzmir’de de özellikle yenilenebilir enerji yatırımlarında potansiyelin bulunduğunu belirterek, karşılıklı yatırım anlaşmaları yapılabileceğini ifade etti. Ege İhracatçı Birliği’ni (EİB) ziyaret eden Cohen, son dönemde iki ülke arasındaki iş birliklerinin arttığını belirterek, İzmirli iş adamlarını İsrail’e davet etti. İki ülkenin karşılıklı olarak ticareti ve gelirlerini artırabileceğini vurgulayan Cohen, şunları kaydetti: “Ülkemizde yatırım imkanları çok elverişli, yatırımlar için karşılıklı anlaşmalar yapabiliriz. Örneğin İzmir yenilenebilir enerji potansiyeline sahip, sadece bilgi alışverişi veya ürün alışverişi değil, yatırımları karşılıklı olarak geliştirmek de önemli. Türkiye İhracatçılar Meclisi ile yapılan görüşme sonucu 100-150 kişilik büyük bir delegasyonun 15-17 Mayıs arasında İsrail’i ziyaret etmeleri ve ikili görüşmeler yapmaları konusunda anlaşmaya vardık. Ege İhracatçı Birlikleri başkanlarını da İsrail’e davet ediyoruz.” EİB Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk de Egeli ihracatçıların sektörel gruplar halinde İsrail’e ticaret heyeti organizasyonları yapabileceğini, bu organizasyonların güzel iş birliği fırsatları yaratabileceğini bildirdi.

 

http://www.sabah.com.tr/egeli/2017/03/05/israilden-izmirli-is-adamlarina-davet

İsrail Başkonsolosu Shai Cohen’in Haberturk Gazetesi’ne vermiş olduğu röportaj


Shai Cohen, deneyimli bir İsrailli diplomat. Yıllarca İsrail Dışişleri’nin en kritik departmanlarından birinin, Terörle Mücadele ve Bölgesel Güvenlik Dairesi’nin başındaydı. 3 yıldır İsrail diplomasisi için hayli zor bir adreste, İstanbul’da görev yapıyor. Kopan ilişkiler süresince ülkesinin Türkiye’deki en üst düzey yetkilisiydi Cohen, şimdi normalleşmenin dümenindeki isimlerden biri. Kendisiyle Boğaz kıyısında bir araya geldik; kâh terörle mücadeleyi kâh enerji politikasını konuştuk. Başkonsolosun verdiği cevaplar kadar, vermediği cevaplar da dikkat çekiciydi. İşte diplomatik kaçamak yanıtların ve kahkahanın eksik olmadığı röportajımız…

Normalleşme sürecinde hangi noktadayız?

Her şey planlandığı gibi gidiyor mu? İsrail ve Türkiye normalleşmeyi olabildiğince hızlı şekilde harekete geçirdi. Bir başka ifadeyle, normalleşmenin meyvelerini çok hızlı ve yoğun topluyoruz.

 Özellikle hangi alanlarda?

En hızlı ilerleme ekonomik alanlarda. Enerji bakanımız 3 ay önce buradaydı, Türk Turizm Bakanı İsrail’deydi. Enerji bakanımızın ziyareti sonrasında uzmanlar seviyesinde iki tur görüşme yapıldı. Sadece doğalgaz değil, yenilenebilir, jeotermik enerji gibi başka alanlarda da görüşmeler yürütüldü. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Türkiye-İsrail İş Forumu düzenledi. Bence son 7-8 yıl içerisinde düzenlenen en önemli toplantılardandı. Mayıs’ın 15’inde de TİM’in organizasyonuyla büyük bir Türk işadamı heyeti İsrail’de olacak.

 İşbirliği, askeri istihbarat ve terörle mücadele gibi konularda da artacak mı?

3 hafta önce Ankara’da yürütülen siyasi diyalog çerçevesinde bütün işbirliği platformlarının yeniden, eskisi gibi oluşturulması konusunda anlaşıldı. Ama şu anda daha çok “yumuşak güç” alanlarına odaklanıyoruz. 5-6 ay sonra siyasi diyaloğun bir sonraki ayağı Kudüs’te olacak. Burada “sert konular” görüşülecek.

İsrail ve Türkiye arasındaki ilişkiler donduğunda ve elçiler çekildiğinde, uzun süre Türkiye’deki en üst düzey İsrailli yetkiliydiniz. Bu dönemde hiç zorlandınız mı?

3 yıl önce bu göreve gelmeden önce içimde çok iyi hisler vardı. Bunun nedeni de Türk tarafının yaklaşımlarıydı. Belki bu sözlerimle sizi şaşırtacağım… Türkiye’ye ben gelmeden önce aslında normalleşme başlamıştı bile. Başbakan Netanyahu, Erdoğan’ı aramıştı. Mavi Marmara nedeniyle özür dilemişti. Tam anlaşma sonuçlandırılacaktı ki, Gazze’ye düzenlenen operasyon işleri ters yüz etti. Bütün bu gelişmelerin ortasında geldim Türkiye’ye. İlk günlerde görevimin zor geçeceğinden emindim. Ama sürpriz bir şekilde, rica ettiğim her görüşme, tüm girişimlerim yüzde 90 olumlu sonuçlandı. Görüştüğüm bazı yetkililerin bazı şeyler yapmak istediklerini, fakat siyasi durum nedeniyle yapamadıklarını da anladım. Ama hep sözlü olarak iyi dileklerini ilettiler.

 Mavi Marmara baskını hata mıydı? Tamamen sizin fikrinizi soruyorum.

Geçmiş yaraları deşmeyeceğiz. Potansiyel imkânlara ve geleceğe odaklanacağız. Sorun çözüldü, bu nedenle olayla ilgili konuşmak pek de akıllıca olmaz.

Normalleşme anlaşmasının maddelerinden biri, HAMAS’ın Türkiye’deki faaliyetlerine son vermesiydi. Bu madde yerine geldi mi?

Umuyorum gelmiştir. Türkiye’den beklentimiz, HAMAS’ı yasadışı ilan etmesidir. Türkiye, HAMAS’ın siyasi ve askeri kanadı arasında bir ayrım yapıyor. Ama bence İsmail Haniye’nin yerine seçilen Siyasi Büro Şefi Yahya Sinvar bunun tam aksini kanıtlıyor. Çünkü HAMAS’ın radikal askeri kanadından geliyor ve Gazze’de siyasi liderliğe seçiliyor. Bu nedenle çok endişeliyiz. Filistin halkı ve HAMAS’la teması nedeniyle Türkiye’ye burada önemli rol düşüyor. HAMAS’ın askeri niyetlerini hayata geçirmemesi ve yeni bir şiddet sarmalı yaratmaması için düşüyor bu rol.

 İsrail basınındaki bir habere göre, Türkiye ve İsrail uzun yıllar PKK ve İran konusunda istihbarat işbirliği yaptı. Bu doğru mu? Müsaade ederseniz buna yanıt vermeyeceğim. Ama şunu söyleyebilirim, İran’ın bizim için bir varoluşsal tehdit olduğu sır değil. Türkiye ve pek çok ülke, İran’ın faaliyetlerine baktığında endişeleniyor. PKK konusuna gelince… PKK’nın herhangi bir faaliyetinde asla yer almıyoruz, aynı şekilde Türkiye’nin PKK’yla mücadelesinde de bir rolümüz yok. Bu Türkiye’nin tamamen iç meselesi.

İsrail gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması için bir proje geliştirmek ne kadar sürer?

Projenin geliştirilmesi için en az 2-3 yıla ihtiyaç var. Herkes kararın yakında alınmasını umuyor. Belirttiğim gibi, uzmanlar iki kez bir araya geldi. Bu aşamalar geçildikten sonra projenin imzalanacağını düşünüyorum. Leviathan bölgesindeki doğalgaz rezervlerini Türkiye’ye taşıyacak boru hatlarının döşenmesi de 3-4 yılı bulabilir.

Yakın bir zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve başbakanınız Netanyahu’yu bir arada görmek mümkün olacak mı?

Evet mümkün olacak. Böyle bir görüşme üzerine çalışıyoruz. Ancak kesin zaman veremem.

‘DEAŞ SURİYE’DE YENİLDİKTEN SONRA AVRUPA’DA SALDIRILAR ARTABİLİR’

DEAŞ’a karşı Irak ve Suriye’de eşzamanlı operasyonlar yürütülüyor. Sizce örgüt ne zaman yenilir?

Bu çok hileli bir soru ama net yanıtlar vereceğim, merak etmeyin. Bana kalırsa manzara net: Örgüt askeri olarak yarın bile yenilebilir. Ancak onun temsil ettiği ideoloji ve teröristlerin motivasyonu bir süre daha var olmaya devam edecektir. Irak ve Suriye dışında saldırı düzenleme motivasyonları sürecektir. Burada bir formül var: Örgüt ne kadar çok askeri yenilgi alırsa, Irak ve Suriye dışında terör saldırısı yapma motivasyonu artar. Üzgünüm gerçek bu. Tabii ki Suriye ve Irak’ta istikrarı sağlamak önemli. Kimse Suriye’nin parçalanmasını istemez. “Örgüt Suriye’de yenildikten sonra terörizm yok olacak” diyemeyiz. Belki de tam tersi olacak…

Avrupa’da artabilir mesela? Evet, bizim değerlendirmemiz bu yönde.

 Türkiye DEAŞ’a karşı kendi operasyonunu, Fırat Kalkanı’nı yürütüyor. Siyasi anlamda İsrail bu operasyonu destekliyor mu?

Pozisyonumuz çok net. Suriye içerisindeki hiçbir şey konusunda yorum yapmıyoruz. Suriye krizinin tarafı değiliz, koalisyonun parçası değiliz.

DEAŞ Fransa’yı, Belçika’yı, Türkiye’yi defalarca kana buladı. Fakat Suriye’yle sınırınız olduğu da düşünüldüğünde, İsrail topraklarında hiç bu ölçüde bir saldırı düzenlemedi. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Unutmayın ki 10 yıl öncesine kadar çok büyük terör saldırılarının hedefi olduk. DEAŞ kolaylıkla uyuyan hücrelerini harekete geçirme kapasitesine sahip. Çok güçlü bir güvenlik aygıtımız var ama tehlike orada duruyor. Suriye-İsrail sınırında faaliyet gösteriyorlar. Mısır’da Sina Yarımadası’nda da varlar, mesela geçen gün o bölgeden 2 füze attılar. Unutmamak lazım ki Gazze’de de DEAŞ hücreleri var. Az evvel belirttiğim gibi, örgüt Suriye ve Irak’ta yenildikten sonra her an her noktada saldırı düzenleyebilir.

Türkiye’nin Rakka’yı DEAŞ’tan almak için planları var. Ankara operasyonda YPG’nin yer almasına kesinlikle karşı. Bu nedenle kendi planıyla, Washington’u ikna etmeye çalışıyor. Sizce Türkiye bunu başarır mı?

Bu konuda bir fikrim var ama söyleyemeyeceğim. Türkiye’de görev yapan İsrailli bir diplomat olarak bunu söylemem doğru olmaz.

“DARBE GİRİŞİMİ ÖNCESİ ÇOCUKLARIMLA KÖPRÜDEN GEÇMİŞTİM”

Darbe girişimi gecesi İstanbul’da mıydınız?

Evet… Evimdeydim.

 Neler hissettiniz, o geceyi nasıl geçirdiniz? Televizyon izledim çok dikkatlice, sabaha kadar. Eşimden boşandım, çocuklarım İsrail’de yaşıyor. Çocuklarım o gün, öğlen 3’te İstanbul’a geldiler. Onları Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan aldım. Köprüyü geçtik, evimize gittik. Biliyorsunuz saatler sonra zaten darbeciler köprüyü kapattı. Her şey başladı… Gözümüzün önünde canlı yaşandı her şey. Jetlerin uçuşu… Tanklar… Tabii ki gece boyunca merkeze yani İsrail’e raporlar gönderdim. Yanılmıyorsam sabah 9 gibi İstanbul Valisi beni aradı, “Her şey bitti, şehir kısa sürede normale dönecek” dedi ve dediği gibi de oldu.

 Darbe girişiminden sonra Ankara yeterince destek görmediği konusunda açıklamalar yaptı. Bu ülkeler arasında İsrail’in adı da geçiyordu. Türkiye’de bazı kesimler, CIA ve MOSSAD’ın darbe girişiminin ardında olduğunu düşünüyor. Bu iddialara ne dersiniz?

Bu tür komplo teorileri karşısında sadece üzüntümü dile getirebilirim. Böyle şeylere tepki vermek bile bence gereksiz. Sadece şunu söyleyebilirim: Bu tür açıklamaları çok sert şekilde kınıyoruz. Demokratik ve istikrarlı bir Türkiye, İsrail’in çıkarına. Bu iddiaları ortaya atanlar, antisemitik açıklamalar yapanlar çok tehlikeli. Hepsi kamuoyunu kandırmak için yapılan yalan haberler.

Nisanda çok önemli bir referandum var. Öncesinde ve sonrasında sizce nasıl bir süreç yaşanır?

Bence Anayasa’da yapılacak değişikliklerin sadece Türk halkına değil tüm dünyaya anlatılması gerekir. Bu demokratik bir süreç, yakından takip ediyoruz. 17 Nisan sabahı nasıl bir sonuçla karşı karşıya kalacağımızı çok merak ediyorum.

‘KUDÜS KARARINI HEYECANLA BEKLİYORUZ’

Obama döneminde İsrail-ABD ilişkilerinin pek de yolunda gitmediğini biliyoruz. Fakat bu manzara Trump’la değişti. İsrail, Trump yönetiminden ne bekliyor?

ABD, İsrail’in en önemli müttefiği ve bu on yıllardır böyle. Kimin başkan olduğu fark etmez.

Trump, ABD Elçiliği’ni Kudüs’e taşımak istediğini açıkladı. Sizce sözünü tutabilir mi?

Bu bir-iki günde olacak bir şey değil. Sadece yönetim değil kongrenin de karar alması gerekli. Biraz zaman alacaktır ama böyle bir kararı heyecanla bekliyoruz.

“KRİZLERİ İRAN OLMADAN ÇÖZMEK MÜMKÜN”

Mühih Güvenlik Konferansı’nda, pek çok ülke İran’ın politikalarını eleştirdi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da İran’ın mezhepçi politikalar izlediğini söyledi. Peki Irak ve Suriye’deki krizleri İran olmadan çözmek mümkün mü?

Bence mümkün. Dünya güçlerinin kararlılığı, özellikle de ABD ve Rusya’nın çabalarıyla İran’ı yalnızlaştırmak mümkün. Zekice diplomatik adımlarla İran’ın Yemen, Irak, Bahreyn gibi ülkelerdeki faaliyetlerine mani olmak mümkün. İran bir ahtapot gibi, her yerde kolları var. Azerbaycan, Türkmenistan…

 Şii nüfusun olduğu her yerde…

Evet aynen.

Peki Suriye krizini Esad olmadan çözmek mümkün mü?

Bunu gerçekten bilmiyorum, bilseydim bile söylemezdim.

“TRUMP HAKLI, HER YANIMIZI YALAN HABERLER SARDI”

Türk kamuoyu Gazze’de olan bitenlerle çok yakından ilgileniyor. Şu endişeyi taşıyanlar var: Trump’la birlikte İsrail-ABD ilişkileri yine eski haline döndü. Buradan aldığı güçle, İsrail Gazze’de yine agresif davranabilir hatta büyük operasyonun düğmesine basabilir. Bunlara ne dersiniz?

Cevap kesinlikle hayır. Ama pozisyonumuz net: HAMAS’ı asla tolere etmeyeceğiz. İsrail’e karşı şiddete asla müsaade etmeyeceğiz. Ve gerektiği zaman buna orantılı şekilde karşılık vereceğiz. Gazze’nin yeniden inşa edilmesi bizim de çıkarımıza. Ama bu tür iddiaları ortaya atmak tehlikeli. Bunların hepsi yalan haber.

Trump gibi konuştunuz… (Kahkahalar)

Aaa hayır.

Sadece şaka yapıyorum.

Bir saniye, Trump haklı. Her tarafımızı yalan haberler sardı.

Kişisel bir soruyla röportajı noktalayayım. Yaklaşık 3 senedir İstanbul’da yaşıyorsunuz. Şehre dair en sevdiğiniz şeyler neler?

Gerçek cevabı kendime saklayacağım. (Gülüyor) Boğaz’da balık yemeyi çok seviyorum. (Türkçe konuşuyor) Balık lokantası Boğaz’da… Karaköy’de takılmayı da çok seviyorum. Tel Aviv’deki mekânlara benzer yerler var. Bebek de en sevdiğim yerlerden. Çok Avrupai bir yer…

NALAN KOÇAK GAZETE HABERTÜRK

kaynak: haberturk

İsrailli gönüllüler Tanzanya’da


Two volunteers pose for a photo with kids in Tanzania.

İki gönüllü Tanzanya’da çocuklarla (photo:facebook)

Tanzanya’da bir köy İsrailli öğrenciler sayesinde temiz su ve elektriğe kavuştu

Herşey Itai Perry’nin Kuzey Tanzania dağlarında gezmesiyle başladı. Minjingu köyü ile karşılaşan hiker, burada temiz suyun olmadığını gördü ve bu konuda bir şey yapmaya karar verdi.  İsrail’e döndüğünde Tel Aviv Üniversitesi’nin yardımına başvurdu. Öğrenci ve öğretmenden oluşan bir grup ile köye geri döndü ve buradaki sudaki yüksek florid miktarını azaltmak için çalışmalara başladılar. Bir yağmur suyu deposu kurdular ve filtreleme sağladılar. Bu teknoloji sayesinde Nkaiti ortaokulundaki yüzlerce öğrenci temiz suya kavuştu. Okuldan sonraki planları köyde yaşayan 3 bin kişiye hizmet veren tıp merkezi oldu. Aşıların soğukta saklanması gerekiyordu. Bunun için de elektriğe ihtiyaç vardı ancak bina merkez şebekeye bağlı değildi. İsrailli öğrenciler bir jeneratör kurarak tıp merkezinin düzenli ve kesintisiz elektriğe kavuşmasını sağladı. Perry, Tel Aviv Üniversitesine bağlı ‘sınır tanımayan mühendisler’ grubuna bağlı. İhtiyaç duyan bölgelere sağlık için gerekli olan altyapı  kurmayı hedefliyorlar. Uluslararası bir organizasyon olan bu oluşumun bir diğer kolu da Technion Üniversitesinde bulunuyor. Oradaki öğrenciler de Nepal’de biyogaz reaktörü ve Etiyopya’da temiz su girişiminde bulundular.

 

The two volunteers are from Engineers Without Borders Israel.

Gönüllüler Tanzanyalılarla (photo:facebook)

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre İsrail sahra hastaneleri dünyanın en iyisi


Birleşmiş Milletler, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) kurduğu sahra hastanelerinin dünyada en iyi olduğunu duyurdu. Bu hastaneler Dünya Sağlık Örgütü’nden (WHO) üç yıldız  alan tek hastane oldu.IDF Spokesperson

WHO tarafından ihtiyaç bölgesine tıbbi yardım göndermeye hak kazanmış 17 ülkeden biri. 1 yıldız, 2 yıldız olarak derecelendirilen sahra hastanelerinden İsrail’inkiler cerrahi müdahalede bulunabildiğinden ilk ve tek 3 yıldızlı hastane oldu. WHO başkanının “İsrail’den öğrenilmesi gereken çok şey var,” diyerek duyurduğu başarı için İsrail ekibi Hong Kong’daki törene katılmaya hazırlanıyorlar. Doğal felaketlerde tecrübesi olan İsrail hükümeti, ordusu ve yardım kuruluşları genelde ihtiyaç bölgesine ilk ulaşan ekip oluyorlar. 2015 Nepal depreminde İsrail 122 tıbbi çalışan, 45 doktor ve 95 ton tıbbi yardım ile 60 yataklı bir hastane kurmuştu. Bu hastanede 1600 hastaya bakılmış, 85 ameliyat yapılmış ve 8 bebek doğmuştu.
IDF Nepal

Benzer şekilde İsrail 2013 yılında kasırga sonrası Filipinlere ve 2010 yılında deprem sonrası Haiti’ye tıbbi destek yollamıştı. İsrail’in bu konudaki örnek alınacak çalışmasını yakından tanımak isterseniz sergimizi gezin; http://www.israel21c.org/exhibition/my-name-is-israel/

IDF Spokesperson

kaynak:https://unitedwithisrael.org/world-health-organization-ranks-idf-field-hospital-as-worlds-best/

 

Türkiye-İsrail iş forumu gerçekleşti


Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi, İsrail’e 15-17 Mayıs tarihlerinde büyük bir ticaret heyeti düzenleneceğini açıkladı. İsrail İstanbul Başkonsolosu Shai Cohen, Türk işadamları için 3 yıllık çok girişli vize uygulamasına geçeceklerini söyledi.

Normalleşme sürecine giren Türkiye-İsrail ilişkileri ihracat dünyasında ilk meyvelerini verdi. Türk-İsrail İş Forumu’nda konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, “15-17 Mayıs tarihlerinde İsrail’e büyük bir ticaret heyeti düzenleyeceğiz.

İhracatçılar Mayısta İsrail’e gidiyor

TIM Başkanı Mehmet Büyükekşi ve İsrail Başkonsolosu Shai Cohen

Ticaret heyetlerine çok uzun bir ara vermiştik. İki ülke için çok yararlı olacağını ümit ediyorum” dedi. TİM Genel Merkezi’nde düzenlenen foruma Büyükekşi’nin yanı sıra İsrail İstanbul Başkonsolosu Shai Cohen ve İsrail İstanbul Ticaret Ataşesi Monir Agbaria katılarak birer konuşma yaptı.

İHRACAT 3 MİLYAR DOLAR SEVİYESİNDE
Büyükekşi, son 10 yılda İsrail’e ihracatın neredeyse iki katına çıkarak 3 milyar dolar seviyesine; ithalatın ise yüzde 77 artışla 1.4 milyar dolara ulaştığını belirtti. Büyükekşi, şunları söyledi: “Bizim potansiyelimiz bundan çok daha yüksek. Sadece kendi ihracatımız artsın istemiyoruz. İsrail’in de bize ihracatı artsın istiyoruz. Ayrıca başta Afrika olmak üzere 3. ülkelerde işbirliği yapmak istiyoruz. Amacımız: ‘Kazan-kazan’ prensibine dayalı bir ticari ortam yaratabilmek.”

400 BİN TURİST BEKLENİYOR
Büyükekşi, 2016’da İsrail’den Türkiye’ye 300 bin turist geldiğini, bu yıl rakamın 400 bin olmasını arzuladıklarını söyledi. İhracatçıların İsrail ile ticari ilişkilerde başlıca iki konuyu gündeme getirdiğini belirten Büyükekşi, bunların vize sorunu ve yaş meyve sebze ile kuru meyve sebzede karşılaşılan tarife dışı engeller olduğunu ifade etti. Büyükekşi, “Karşılıklı işbirliğinin geliştirilmesi için vize sorununun çözülmesi gerekiyor” dedi.

İŞADAMLARI İÇİN KOLAYLAŞTIRMA ÇALIŞMALARINA BAŞLADIK
İstanbul İsrail Başkonsolosu Shai Cohen, TİM Başkanı Büyükekşi’nin gündeme getirdiği vize sorunu için vize politikalarını kolaylaştıracak çalışmalara başladıklarını açıkladı. Cohen, “Bundan sonraki süreçlerde işadamlarına çok girişli ve uzun süreli vizeler vermeye başlayacağız. 3 yıllık ve çok girişli vize olacak” dedi. Geçmiş yıllarda politik krizler yaşanmasına rağmen 2011 – 2014 arasında iki ülke arasında karşılıklı ticaretin neredeyse ikiye katlandığını söyleyen Cohen, “Kaşıklı ilişkilerimizde normalleşme dönemine girdik. TİM’in kısa sürede İsrail’e bir heyet yollamak istemesinden çok mutlu olduk” diye konuştu. Cohen’in konuşmasının ardından İsrail İstanbul Ticaret Ataşesi Monir Agbaria bir sunum yaparak, katılımcılardan gelen soruları yanıtladı.

kaynak: hurriyet

İsrail uçan otomobil üretti


ucan-araba2

İsrail’in 2016 yılı sonlarında “Taktik Robotik” firmasının desteğiyle uçan otomobil ürettiği ortaya çıktı. Aracın 2020 yılında piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Uçan araçlar hayal olmaktan çıktı. Gerçeğe döndü. AP haber ajansının paylaştığı görüntülerde uçan otomobilin prototipi açıkça görülüyor.

 

2016 yılının Kasım ayında İsrail’in söz konusu araçla test uçuşu yaptığı belirlendi. Urban Aeronautics şirketi aracın binalar arasında  ya da düşük enerji hatlarında uçabileceğini 185 kilometre hıza kadar çıkabileceğini açıkladı.

Pilot olmadan uçabilen araç, bin 500 ton ağırlığında… 500 kilogram da yük taşıyabiliyor. 14 milyon dolarlık bir fiyatı olması tahmin edilen aracın 2020 yılında piyasaya sürülmesi bekleniyor.

ucan-araba3Üretici firma aracın afet bölgeleri ve savaş alanlarında yaralıların kurtarılması gibi amaçlar için üretildiğini açıkladı.

İsrail’in 2016 yılı sonlarında “Taktik Robotik” firmasının desteğiyle uçan otomobil ürettiği ortaya çıktı. Aracın 2020 yılında piyasaya sürülmesi bekleniyor.

 

ucan-araba2

 

kaynak:milliyet

Suriyeli mülteci İsraillilere teşekkür etmek için web sitesi açtı


Aboud Dandachi Sünni bir Müslüman. Suriye’nin Homs şehrinden. Şimdi İstanbul’da yaşıyor ve İsrailli ve Yahudi organizasyonların Suriyeli mültecilere yardımlarını dünyaya duyurmak için bir internet sitesi kurdu.

Image via Facebook

http://www.thankyouamisrael.com/ sitesinde evlerinden olan Suriyelilere yaptıkları insani yardımı anlatırken, İsraillilerle Suriyelilerin neden düşman olmamaları gerektiğini anlatıyor. “Bir Suriyeli olarak İsraillilerin ve Yahudi örgütlerinin halkıma gösterdikleri iyilikleri aktarmak ve unutulmamalarını sağlamak benim görevim. Bir gün Suriye’deki savaş bitecek, herşeyin bir sonu olduğu gibi. O gün, Suriyelilerin İsrailli ve Yahudi organizasyonların yardımlarının karşılığını vermeliler. Çünkü en karanlık günlerde onlar yanımızdaydılar karşılığında hiç bir şey beklemeden, verecek bir şeyimiz de yoktu,” diye yazıyor Dandachi internet sitesinde.

39 yaşındaki high tech proje müdürü, Suriye’deki savaşın altı yıl süreceğini hiç tahmin etmediğini söylüyor. Eylül 2013’te Homs’taki evini terk edip Lübnan’a geçen Dandachi daha sonra Türkiye’ye yerleşti. Bu blogu, twitter ve facebook hesabını 2015 yılında kurdu. “Bu siteyi daha önce kurmak istiyordum ancak Türkiye’deki siyasi iklimden çekinmiştim. Şimdi ki Türkiye ve İsrail’in ilişkileri normalleşme yolunda başlayabildim. Mülteci olduğunuzda ne dediğinize ve yaptığınıza çok dikkat etmelisiniz. Misafir ülkede en iyi şekilde davranmalısınız. Kimseyi incitmek istemezsiniz.” Dandachi her gün Suriyelilere yardım eden İsrailliler ile ilgili yeni haberler geldiğini aktarıyor. onu en çok şaşırtan ise Araplardan gelen olumlu mesajlar; “tersinin olacağını sanmıştım,” diyor.