Türkiye'deki İsrail Temsilcilikleri Resmi Blogu

Home » AB » Dünyada terör artarken, bazıları hala İsrail’le uğraşıyor

Dünyada terör artarken, bazıları hala İsrail’le uğraşıyor

Categories

Arşıv

Twitter

Error: Twitter did not respond. Please wait a few minutes and refresh this page.


Aşağıda sizlere sunduğumuz makale David Harris tarafından kaleme alınmıştır The Huffington Post gazetesinde yayımlanmıştır.

Bu kadar trajik olmasaydı bir komedi sayılabilirdi. Fransa radikal İslami güçlerin saldırısına uğradı. 130 kişi hayatını kaybetti, 100’den fazla yaralı var. Son bir yılda ki bu ikinci ölümcül saldırı ve tehdit henüz bitmiş değil.
Bir Rus uçağı Mısır hava sahasında IŞİD tarafından düşürülüyor, yüzlerce ölü. Kurtulan yok.
Mali’deki bir otel “Allahu Ekber” diye bağıran silahlı saldırganlar tarafından basılıyor. 170 kişi rehin alınıyor, bir bölümü hayatını kaybediyor.
Brüksel, hem Belçika hem de Avrupa’nın kalbi yüksek güvenlik uyarısında. İslami saldırılardan çekiniyorlar, gizli hücre ve silah depolarını bulmaya çalışıyorlar.

islami teror

Ve IŞİD Washington’a ve diğer büyük şehirlere saldırma planları olduğunu söylüyor.
Tüm bunların ortasında İsveç Dışişleri Bakanı Margot Wallström Paris saldırısını şu şekilde açıklıyor;
“Sadece İsveç için değil tüm dünyanın tedirgin olması için açıkça sebep var. Çünkü birçok kişi radikalize olmuş durumda. Burada yeniden Orta Doğu’daki duruma geri dönüyoruz. Filistinliler bir gelecekleri olduğunu görmüyorlar. Filistinliler ya bu umutsuz durumu kabul etmeli ya da şiddete başvurmalı, başka alternatifleri yok.”
Ne dediniz?
Fransa katliam yaşıyor ve başka bir ülkenin dışişleri bakanı bu analizi yapıyor?
Belki de bu Wallström için hayatı kolaylaştırıyordur. Sonuçta bu katliama hazır bir cevabı vardı; sorumluluğunu İsrail’e yükle. Ve tabi ki durum böyle olunca sonuç da daha kolay; İsrail’e yüklen. İsveç aslında bunu bir yıl önce yapmıştı bile ‘Filistin Devletini’ tanıyan ilk Avrupa ülkesi olarak.
Ancak onun şansızlığına, Paris’teki olayların Filistinliler ile bir ilgisi yok. Cihatçıların Batı değerlerini yok etmeye yönelik ideolojileri bu saldırıların sebebi. Ve cihatçılar için Stockholm da tıpkı Paris, Brüksel hatta Kudüs gibi görülüyor bu konuda.
Bu sırada sayın dışişleri bakanı son zamanlarda Malmö’de az sayıda kalan Yahudiler ile buluşup konuştunuz mu? İsveç’in üçüncü şehrinin değişen demografisinin hayatlarını nasıl etkilediğini öğrendiniz mi?
Ve İsveç Dışişleri Bakanı bu konuda yalnız değil.
Avrupa Birliği tam da bu zamanda İsrail’in ‘işgal ettiği’ bölgeden gelen ürünleri etiketlemeye karar verdi. Haftalardır bıçaklama olayları ile birlikte yaşamaya çalışan İsrailli aileleri, çocukları kafanıza takmayın hiç.
Ve Filistin Yönetimi liderlerinin bu saldırıları kınamadığını, tersine teşvik ettiğini de umursamayın. Bu tarz hazır açıklamalar mevcutken neden bunun gibi rahatsız edici gerçeklerle güzel teorileri bozalım?
AB’nin bu adımı 16 üye ülkenin önerisi üzerine kabul edildi. Berlin’in meşhur KaDeWe dükkanı hemen kuralı yürürlülüğe aldı ve Golan’dan gelen şaraplar başta olmak üzere İsrail ürünlerini ayırdı.
Bir dakika için düşünün.
Almanya’nın bu gibi kararı uygulamasının sembolik anlamının yanı sıra AB İsrail’in Golan’da yeri olmadığını düşünüyor.
Eğer yeri yoksa kimin var?
Suriye? 1967’de İsrail’e savaş açan ve bu savaşı kaybeden Suriye mi? Öyleyse hangi Suriye? Ülkeyi savaşa sürükleyen İran, Hizbullah ve Rusya ile ortak hareket eden Esad’ın Suriye’si mi? IŞİD’in Suriye’si mi? Hangisi olursa olsun bunun İsrail, bölge ve dünya için sonuçlarını düşünün.
Ve şimdi İsrail üniversitelerini boykot uygulamaya karar veren American Anthropological Association (AAA).
Bu gerçek mi?
Dünyadaki tüm ülkeler arasında Orta Doğu’nun tek demokrasisini mi hedef aldılar? Üniversiteleri çeşitliliği, eğitim kalitesiyle örnek gösterilen İsrail’i mi? AAA bunun İsrail-Filistinliler arasında barış kurulmasına yararı olacağını mı düşünüyor? Ya da imzacılarının İsrail’in geleceği için farklı bir hedefleri mi var?
Ve yeniden gerçekleri hatırlatmak gerek:
Filistinliler İsrail gibi kendi ülkelerine sahip olabilirlerdi. 1947 yılından itibaren bir çok kez bu seçenek kendilerine sunuldu. Ancak her seferinde önerileri reddettiler.
1993 Oslo’dan tam bir yıl sonra Güney Afrika’da kameralara yakalanan Filistin Kurtuluş Örgütü Lideri Arafat tüm bunları düşmanı kandırma taktiği olduğunu açıklamıştı.
Dört yıllık başkanlığının 11. Yılında bulunan Mahmud Abbas Gazze’yi kontrol etmiyor. İsrail on aylık yerleşim inşaatlarını durdurma kararı verdiğinde de barış görüşmeleri ile ilgilenmedi. Geçtiğimiz ay, 2008’de Ehud Olmert ile devam eden barış görüşmelerini kendisinin terk ettiğini açıkladı.
Bugüne kadar İsrail iki devletli çözüme inandığını açıkladı birçok kez. Ancak çatışmayı bitirebileceği güvenilir bir ortağı yok.
AAA, İsveç dışişleri bakanı ve şimdi de AB ülkeleri için en az politik direnişle karşılaşılan çözümün İsrail’e yüklenmek olduğu açık. Dünyada ne olursa olsun üstelik.
Çok geç olmadan bu rüyadan uyanmaları ve karşılarında duran tüm demokrasileri hedefleyen açık tehlikenin farkına varırlar. Bu eylemleriyle pek olası gözükmese bile.

 

Kaynak: thehuffingtonpost

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Join 380 other followers

%d bloggers like this: