Türkiye'deki İsrail Temsilcilikleri Resmi Blogu

Home » Filistin » Dışişleri Bakanı Vekili Hotovely’nin Wall Street Journal’da yayımlanan makalesi

Dışişleri Bakanı Vekili Hotovely’nin Wall Street Journal’da yayımlanan makalesi

Categories

Arşıv

Twitter

Error: Twitter did not respond. Please wait a few minutes and refresh this page.


Abbas: ‘Kudüs’te akıtılan her damla kanı kutsuyoruz’

Filistinlilerin İsraillilere yönelik son terör saldırıları Filistin liderinin ‘kan dökün’ açıklamalarının ardından başladı. İyi bir şekilde organize edilmiş olan bu şiddet eylemleri, onlarca yıldır çocuklara Yahudi öldürmeyi idealize eden, kutsal bir eylem olarak gösterilmesinin, kendinden olan ölümleri cihat uğruna şehit olma olarak adlandıran mantalitenin bir sonucu.
Bu şiddetin derin kökleri var.  Kudüs Müftüsü Hacı Emin el-Hüseyni’ye kadar uzanıyor. Filistinli militanların 1950 ve 1960’larda gerçekleştirdikleri terör saldırıları ile devam edip Filistin Kurtuluş Örgütü ve daha sonra Yaser Arafat ve bugün ise Mahmud Abbas’ın başında bulunduğu El Fetih ile devam ediyor. Her kim ki Filistinlilerin terör saldırılarını 1967 yılından başlatıyorsa veya İsrail yerleşimlerinin bir sonucu diyorsa çatışmanın tarihini daha iyi incelemesi gerek.

El Huseyni Bosnalı Waffen-SS gönüllüleri teftiş ederken,

El Huseyni Bosnalı Waffen-SS gönüllüleri teftiş ederken,

Uluslararası toplumun Filistinli elitlerin büyüttüğü ölüm kültürüne gösterdiği ilgisizlik ve bu şiddetin genelde dengesiz bir biçimde medyada yer bulması –sanki terörist ile kurbanları arasında bir simetri olabilirmiş gibi- uzun vadede ve muhtemelen değiştirilemez biçimde nesillerce Filistinlilere zarar verecek.
Birkaç örnek sorunun büyüklüğünü anlatıyor.
Filistin yönetimi Lideri Mahmud Abbas 16 Eylül’de Filistin televizyonunda şöyle dedi: “Kudüs’te dökülen her damla kanı kutsuyoruz. Bu saf kan, temiz kan, Allah yolunda akıtılan kan bu. Allah’ın izniyle tüm şehitler cennete kabul olacak ve tüm yaralılar ödülünü alacak.”
İki hafta sonra, 1 Ekim’de Filistinli teröristler İsrailli çift Eitam ve Naama Henkin’i soğukkanlılıkla, 4 aylık ile 9 yaş arasında değişen dört çocuklarının gözleri önünde öldürdü.
Birkaç gün sonra, Henkin ailesinin çocukları hala yastayken Filistin Yönetimi’nden Mahmud İsmail ulusal Filistin kanalı PBC’de bu çiftin öldürülmesini ‘ulusal görev’ olarak tanımladı. İsmail, bu cinayeti hoşgören yetkililerden bir tanesiydi sadece.

İsrail Dışişleri Bakanı Vekili Hovotely

İsrail Dışişleri Bakanı Vekili Hovotely

Bu tür açıklamalar Yahudilerin ‘barbar maymunlar’ olduğunu veya ‘domuzlar’ olduğunu tekrarlayarak büyütülen Filistinli çocukları nesillerce zehirliyor. Onlara ‘sözde İsrail Devletine’ karşı ‘silahlı çatışmanın’ (Yahudi öldürmenin Filistin’de yaygın kullanılan adı) dini bir görev ve BM tarafından meşruluğu olan bir durum (Birçok Filistin 12. Sınıf okul kitaplarında bu bilgi bulunuyor) olduğu öğretiliyor.
Filistin Yönetimi terörist ve ailelerine de yüklü miktarda ödeme yapıyor. Bu da terör saldırılarını teşvik ediyor.
Abbas’ın “Allah yolunda kan” demesinin ardından İsraillilere karşı saldırıların gerçekleşmesi şaşırtıcı mı? Filistin ulusal kanalında asker olarak giyinmiş bir çocuğun gülümseyen bir sunucuya “büyüyünce mühendis olmak istiyorum böylece bombalar üretip tüm Yahudileri patlatabilirim,” demesi garip mi?
Kan akıtan karikatür ve video kliplerin Filistin sosyal medyasında sürekli yer alması şiddete tapınmanın Filistin toplumunda ne kadar nüfuz ettiğini gösteriyor. Aynı şekilde terörist adı verilen okullara, şehir meydanlarına, spor turnuvalarına.
Bu ölüm kültürünün yıkıcı etkileri var. Filistin terörü Yahudi ailelere etki ettikçe daha çok İsrailli, özellikle de genç nesil, Filistinlilerin farklı değer yargıları olduğuna inanıyor.
İsrail toplumu ve Yahudilik hayatın kutsallığına inanır. Filistin toplumu ise ölümü taçlandırıyor. İsrailli çocuklar barış şarkıları ve kutsal kitaptaki “ devlet başka devlete kılıç kaldırmamalı” ile büyütülürken, Filistinli çocuklara nefret etmeleri öğretiliyor.
Buna rağmen hala uluslararası bir çağrı yok. Filistinli çocukların bu şekilde yetiştirilmesine, kullanılmasına insan haklarını korumakla yükümlü hiç bir BM kurumundan ses çıkmıyor. Bu durum oldukça üzücü. Çünkü uluslararası toplum bir değişiklik yapabilir. Filistin Yönetimi’nin bütçesinin üçte biri yabancı yardımlardan oluşuyor. Bu para ekonomik gelişmeyi arttırabilir, altyapıyı düzenleyebilir. Ancak Filistin Yönetimi tarafından Yahudileri öldürmekle ve İsrail’i yok etme planları için kullanılıyor. Uluslararası toplum buna bir dur diyebilir.
Filistin Yönetimi’nin kendi halkına verdiği zararı görmezden gelmek gelecek nesillerin de Yahudi ve İsrail nefreti ile büyütülmesine yol açıyor ve onlara bir gelecek sağlamıyor. Bu bile uluslararası toplumun Filistinlilerin ölüm kültürüne gösterdikleri garip müsamahayı yeniden düşünmeleri için yeterli olmalı.
Bu ölüm kültürünü değiştirmek, İsrail için olduğu kadar Filistinliler için de önemli.

kaynak:wsj

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Join 380 other followers

%d bloggers like this: