Türkiye'deki İsrail Temsilcilikleri Resmi Blogu

Home » ABD » İran anlaşmasındaki dört sorun

İran anlaşmasındaki dört sorun

Categories

Arşıv

Twitter

Error: Twitter did not respond. Please wait a few minutes and refresh this page.


Aşağıda sizlere sunduğumuz makale İsrail’in ABD Büyükelçisi Ron Dermer tarafından kaleme alınmış, Washington Post gazetesinde yayımlanmıştır.

İsrail uzun süredir P5+1’in İran ile kötü bir anlaşma yapmasından endişeleniyordu. Ancak geçen hafta Viyana’da açıklanan anlaşmayla, küresel terör sponsoru, Orta Doğu’yu fethetme yolundaki, binlerce Amerikalı askerin ölümünden sorumlu olan ve tek Yahudi devletini yok etmeye ant içmiş İran rejimine verilen tavizler şaşkınlık verici.

RUHANI

İran Devlet Başkanı Ruhani

Bu anlaşmada dört ana sorun var. Birincisi İran’ı geniş bir nükleer altyapı ile bırakıyor. Bu beklenen “sökmeyi” getirmiyor. Yaptırımların kaldırılmasına karşılık İran’ın nükleer silah yapabilme kapasitesi sökülecekti. Bunun yerine bu anlaşma ile İran Arak ağır su reaktörü dışında tüm kapasitesini yerli yerinde bırakıyor. Aslında anlaşma İran’ın bu kapasitesini geliştirmesine olanak sağlıyor gelişmiş santrifüj ve kıtalararası balistik füze Ar-Ge’sine izin vererek. Bunu tek hedefi savaş başlığı taşıyabilmek.
Önümüzdeki on yılda İran’ın nükleer çalışmalarını kontrol altında tutabilmek için P5+1 ülkeleri istihbarat ve müfettişlere güveniyor. Bu konuda karneleri ise pek parlak değil. ABD ve İsrail’in gelişmiş istihbarat merkezleri var ama her ikisi de ancak yıllar sonra İran’ın Natanz ve Fordow’daki nükleer çalışmalarından haberdar oldular.
Denetlemelere gelince, İran Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nu yıllardır aldattı. Nükleer programının askeri yönünü açıklamaya yanaşmadı, imzaladığı anlaşmala bu durumun bir kez daha tekrarlanmasına olanak veriyor. Bu bilgiler ışığında denetlemelerin “herhangi bir zaman, herhangi bir yer” maddesinin “bazı zamanlarda, bazı yerlerde”ye dönüşeceği düşüncesi rahatsızlık verici.
Anlaşmayla ilgili ikinci sorun İran’ın nükleer programıyla ilgili kısıtlamaların sadece geçici olması ve on yıl sonra süresinin dolması. Bu kısıtlamaların kaldırılması ile İran’ın davranışları arasında bir bağlantı yok. On yıl sonra İran komşularına karşı daha saldırgan olabilir, küresel terörizme daha çok destek verebilir, İsrail’i yok etmek için daha çok çalışabilir. Bunlara rağmen İran’ın nükleer programıyla ilgili kısıtlamalar on yıl sonra otomatik olarak kalkacak. Çok daha tehlikeli bir İran yasal olarak uranyum zenginleştirme programını sürdürebilecek ve böylece haftalar içinde nükleer silah üretimine geçebilecek. ABD Başkanı Obama’nın söylediği gibi o zaman bu süre “sıfıra yakın” olacak.

İsrail ABD Büyükelçisi Ron Dermer

İsrail ABD Büyükelçisi Ron Dermer

Bu nedenle bu anlaşma İran’ın nükleer bombaya giden yolunu engellemiyor. Onu açıyor. Bugün bazı kısıtlamaları kabul ederek yarın nükleer bomba yapımında serbest olmayı garantiliyor. İran’ın artık gizlice nükleer kulübe girmeye çalışmasına gerek kalmadı, bu anlaşma ile karar vermesiyle rahatça girebilir.
Bu da bizi anlaşmanın üçüncü sorununa götürüyor. Bölgedeki birçok ülke bu anlaşmanın İran’a nükleer bombanın yolunu açtığın bildiği için kendileri de nükleer silahlanma yarışına girebilir. Dünyanın en tehlikeli bölgesi böylece daha da tehlikeli hale gelir. Nükleer terör ve savaş çok daha olası olur. Aslında eğer biri Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesine Dair Antlaşmanın içini boşaltmak istiyorsa İran ile yapılan bu anlaşma başlamak için ideal.
Son olarak bu anlaşma şu an yabancı banka hesaplarında dondurulmuş olan 150 milyar doları serbest bırakıyor. 300- 400 milyar dolarlık ekonomisi olan İran için 150 milyar dolarlık nakit bir bonus, Amerikan hazinesine 8 trilyon doların girmesiyle eşdeğer.
Bu fonların Tahran’da yeni kanser merkezlerinin açılması için kullanılmayacak veya İran Devrim Muhafızları programına aktarılmayacak. Bu para Irak’taki Şii milislere, Suriye’deki Esad rejimine, Yemen’deki Husilere, Lübnan’daki Hizbullah’a, Gazze’deki Filistinli terör örgütlerine ve bölgedeki diğer İran maşalarının kasalarına girecek. Diğer bölümü de İran’ın küresel terör ağını güçlendirmeye ayrılacak. Daha önce Burgaz’dan, Buenos Aires’e ve Bangkok’a kadar yaptığı gibi terör saldırılarında kullanılacak.
İran’ı zor kararla baş başa bırakmak yerine bu anlaşma İran’ın daha tehlikeli silahlar edinmesine, daha öldürücü füze, daha gelişmiş insansız hava aracı ve daha yıkıcı siber kapasiteye ulaşmasına yardımcı olacak. Silah ambargosunun kaldırılması, problemin çapını çok daha büyütecek.
Bu problemlerin herhangi biri bu anlaşmanın kötü bir anlaşma olduğunu söylemek için yeterli. Ancak tüm dört sorun yan yana geldiğinde anlaşmanın tarihi bir felaket olduğunu gösteriyor.
İran’ın nükleer programı barışçıl yolla bir anlaşmaya bağlanırsa bundan en çok İsrail karlı çıkar. Ancak bu yapılan anlaşma sorunu çözmüyor. Daha da kötüleştiriyor. Bugün İran ve bölgedeki terörist uyduları konvansiyonel savaşı olası kılarken, yarın nükleer silaha sahip bir İran ile nükleer silahlara sahip bir Orta Doğu vaat ediyor.

 

kaynak: washington post

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Join 385 other followers

%d bloggers like this: