Türkiye'deki İsrail Temsilcilikleri Resmi Blogu

Home » ABD » Yoksa İran nükleer anlaşma konusunda hile yapmaya başladı mı bile?

Yoksa İran nükleer anlaşma konusunda hile yapmaya başladı mı bile?

Categories

Arşıv

Twitter

Error: Twitter did not respond. Please wait a few minutes and refresh this page.


Aşağıda sizlere sunduğumuz makale William Tobey tarafından kaleme alınmış Foreign Policy dergisinde yayımlanmıştır.

RUHANIİşçi bayramı hafta sonundan hemen önce, dışişleri ve hazine bakanlıkları bazı kişi ve organizasyonlara ‘İran’ın yasadışı nükleer faaliyetlerine destek olma’ suçundan yaptırım kararı aldı. Tatilden veya birkaç gün sonra IŞİD’in Amerikalı bir gazeteciyi öldürmesinden dolayı bu açıklama geniş bir yer bulamadı kendine. Ancak bu çok önemli bir haber.
Bildiride bahsi geçen bazı konuların BM Güvenlik Kurulu’nun kararlarına karşı gelse de Obama Yönetiminin bunları tolere ettiği anlaşılıyor. Bunlar arasında yasadışı uranyum zenginleştirme için santrifüj ve Arak ağır su reaktörü için alımlar yapılması da bulunuyor. Yönetim, İran’ın devam eden yasadışı faaliyetlerini detaylı bir rapor ile BM’ye sundu. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani bu yaz, “Tabi ki yaptırımları aşıyoruz ve bundan gurur duyuyoruz,” demişti. Görünüşe bakılırsa kimse BM yaptırımlarının ihlal edilmesinden rahatsız olmuyor. Temmuz 2006’da Güvenlik Kurulu İran’dan tüm uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurmasını talep etmişti. Ancak bu karardan 8 yıl sonra İran’da, Natanz ve Fordow’da, 9000’den fazla santrifüj çalışmaya devam ediyor.
Ağustos ayındaki yaptırım bildirisindeki bir madde ise oldukça ciddi. Tahran merkezli nükleer silah araştırma merkezinin faaliyetlerinden bahsediyor. Savunma Amaçlı Araştırma ve Geliştirme Merkezi adlı kurum, İran Devrim Muhafızları Komutanı General Mohsen Fakhrizadeh’e bağlı çalışıyor. ABD Dışişleri bakanlığına göre Fakhrizadeh bu tür faaliyetlerine 1990ların sonu 2000lerin başında devam etti. BM Güvenlik Kurulu’nun 1747 (2007) numaralı kararı ile general yaptırım kapsamına girdi ve Dışişlerine göre İran Fizik Araştırma Merkezi’nden bu tür faaliyetleri devralan bu merkezin yürüttüğü çalışmalar sonlandırıldı.
Ancak bakanlık, 2011 yılında kurulan bir merkezi yaptırım kapsamına alarak ve şimdiki zamanda nükleer silah faaliyetlerini anlatarak bu çalışmaların devam ettiğini söylemiş oluyor. Yaptırım bildirileri bir kokteyl peçetesinin arkasına yazılan günlük notlar değildir. Hukukçular, siyasi karar vericiler ve istihbarat görevlileri tarafından hazırlanır, ne dediklerinin farkındalar.
Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) da Fakhrizadeh’ın peşinde. Kasım 2011’de İran’ın nükleer programının ‘olası askeri boyutu’ raporunda adı dört kez geçiyor; “2003 sonrası faaliyetlerin nükleer silahlanma ile bağlantılı olmasından büyük kuşku duyuyoruz.” Bugüne kadar Fakhrizadeh IAEA’nın görüşme taleplerini reddetti.
Geçtiğimiz ay düzenlenen bir rapor da eldeki kanıtlara eklendi. “İran’ın nükleer silahlanma programı yürüttüğüne dair 10 tehlikeli sinyal” adlı rapor IAEA bulgularını bağımsız olarak İran’dan toplanan bilgiler ile birleştiriyor. Sivil kullanım için yapılıyormuş gibi gösterilen ancak gizli bir nükleer silahlanma programından bahseden rapor, ilgili kişileri, mekanizmaları ve teknik organizasyonu ortaya koyuyor. Raporun en can alıcı noktası Fakhrizadeh’ın kurumunu ikiye bölüp bir tanesi ile müfettişleri kandırmak ve yaptırımlardan kurtulmayı amaçladığını ortaya koyması.
Eğer gelen haberler doğruysa görüşmeleri kötü yönde etkileyecektir. Ciddiliği ve bilginin geldiği kaynak (Tahran hükümetini düşürmeyi hedefleyen bir gruba bağlı, Dışişleri Bakanı Hillary Clinton tarafından 2012 yılında terörist grup listesinden çıkarılmıştı) göz önüne alındığında bu rapor tartışma yaratacaktır. İçeriği ise dikkatli bir incelemeyi hak ediyor. Grup 2002 Ağustos’unda Natanz ve Arak’taki nükleer faaliyetler dahil daha önceki yıllarda da önemli bilgileri ortaya çıkarmıştı.
Yıllarca IAEA sabırla İran’ın gizli nükleer silah çalışmalarını ortaya çıkarmaya çalıştı. ‘Olası askeri boyut’ olarak adlandırdığı bu çalışmaların 12 farklı aktivitesi var ve bunların birçoğu sadece nükleer silah üretme amaçlı olabilir; patlayıcı bir araç için nükleer parça, patlayıcı geliştirme, hidrodinamik denemeler, füze taşıyıcı araca entegrasyon, birleştirici, yanıcı ve silahlandırma sistemi. Enerji ve tıbbi izotop üretmek isteyen barışçıl nükleer programlarda böyle çalışmalar yoktur. Tahran IAEA’nın iddialarına karşı çıkıyor ancak gereken bilgiyi de vermiyor.
Bazıları bu konuların geride kaldığını, İran’ın yasadışı faaliyetlerini bunca zaman reddettikten sonra kabul etmeyeceğini söylüyor. Fakat bu sorular geçmişe ait değil. Bunlar nükleer silahlanma çalışmalarının devam ettiğini gösteriyor. Bunu anlamak, engellemek ve yeni bir anlaşmaya zorlamak için önem teşkil ediyor. Eğer anlaşma öncesinde kabul edilir cevaplara ulaşamazsak, bir daha hiç ulaşamayız.
Dışişleri Bakanı John Kerry ve ekibi verilen yeni tarihi IAEA’nın derinlemesine inceleme yapması için kullanmalı ve ‘olası askeri boyutunu’ araştırmalı. Ağustos ayında da bir anlaşmanın yapılabilmesi için bu durum önkoşul olarak belirtilmişti. Eğer Tahran reddederse, İran’ın sözünü yerine getirmeyeceğinin bir kanıtı olarak kabul edilebilir. İran’ın nükleer hırsı pazarlıklarla ulaşılan bir anlaşma ile sonuçlandırılırsa, bu diğer tüm alternatiflerden daha iyi bir sonuç ortaya çıkarır. Ancak sadece İran buna uyarsa. Geleceği korumak için geçmişi anlamamız gerekir.

kaynak:foreignpolicy

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Join 382 other followers

%d bloggers like this: