Türkiye'deki İsrail Temsilcilikleri Resmi Blogu

Home » Israel » İsrail Başkonsolos Yardımcısı Ohad Avidan Kaynar’ın İsrail’deki son gelişmeleri yorumladığı yazısı-Türkçe

İsrail Başkonsolos Yardımcısı Ohad Avidan Kaynar’ın İsrail’deki son gelişmeleri yorumladığı yazısı-Türkçe

Categories

Arşıv

Twitter

Error: Twitter did not respond. Please wait a few minutes and refresh this page.


Aşağıda okuyacağınız makale İsrail Başkonsolos Yardımcısı Ohad Avidan Kaynar tarafından kaleme alınmıştır.

“Altneuland” ve “Bütün diğer milletler” arasında

Bir süredir blog yazısı yazmıyordum, gerçeği söylemek gerekirse uzun zamandır yazmamı gerektirecek bir durum olmamıştı.

Bu hafta tüm İsrail vatandaşlarının yaşayabileceği en kötü haftalarından biri oldu. Hafta başından bu yana cinayetlere, ayaklanmalara, roketlere, ırkçılıklara ve nefrete şahit olundu.

Ne yazılması gerektiği konusunda düşüncelerimi toplamaya çalışıyordum.Bu yazdıklarımın timsah gözyaşları olarak görülmesini istemem (hiç bir zaman öyle olmadı- inanın kalbim kan ağlıyor). Ayrıca yazdıklarımın mesafeli, soğuk ve yukarıdan bakan hisler şeklinde anlaşılmasını da hiç istemem.

Yapamıyordum! İsraillilerin hatta medeni bütün insanların yenilgisini ispat edercesine ilk harfleri yazmaya bile başlayamıyordum

Neyse…Bir yolunu buldum sonunda…

Diğer ülkelerdeki meslektaşlarımla Bakanlığın facebook sayfasına konması için hazırladığım bir kapak resmi hakkında tartışırken tesadüfen bir olay gerçekleşti.
hatekillourboys

Anlaşılan o ki, bazıları zavallı Muhammad Abu-Hdir’in resminin hafta başında öldürülen üç Yahudi gencinin resminin yanına eklenmesinden rahatsız olmuştu. Bu paylaşımın, sayfalarımızın Müslüman takipçileri tarafından ‘alaycı’ ve ‘küçümseyici’ algılanabileceğinden korkuyorlardı. Bu da büyük ihtimalle onun “İsrailli olmayı tercih etmediğinden”, (muhtemelen politik olarak muhalif olduğundan) ailesi ve arkadaşları onu İsrailli saymadığından ötürü kışkırtıcı olacağını düşünüyorlardı.

Bu düşüncelere ek olarak (emin olun önyargıya,ırkçılığa hiç tahammüülüm yoktur) ben de o insanlara şu aşağıdaki satırları yazdım.

“O, Kudüs’de yaşayan Arap kökenli bir İsrailliydi. Ne o ne de ailesi politik olarak karşıt olmayı seçmişlerdi (ki bu olayda seçmediklerini çok iyi biliyorum) buraya kadar her şey hoş fakat İsrail’de doğan İsrailli Arapların tüm vatandaşlarla aynı haklara sahip olarak değerlendirilmeleri gerektiği gerçeğini hatırlatmak isterim. Bütün bunları bir yana koyarsak, biz bakanlıktakiler (günden güne) onların eşit vatandaşlar olduğunu resmi sitelerimiz ve Hasbara ile kamuoyuna duyururken – o, şimdi birdenbire yeterince İsrailli olmuyor öyle mi???”

Tartıştığım insanlara şunu belirttim:

‘’Görünüşte Yahudi İsrailliler tarafından öldürülmüş olsa da, (Israilli) Arap olması nedeniyle onu bu sınıfa koymayı dayatmacı buluyorum. Eğer öyle yaparsam, o ‘’bizim çocuklar’’ tarafından öldürülmüş olur. Bu nedenle o ‘’bizim sembolümüz’’ değildir. Ve onu bunun için kullanmamamız gerektiğini düşünüyorum. O zaman bunun alaycı bir yanı olur. Hiç şüphem yok ki İsrailli Araplar tamamen doğru insanlar değiller ama onu bu şekilde benimsemenin uygun olmadığını düşünüyorum.’

Evet bayanlar baylar İsrail-Filistin kördüğümünün özünde bu bulunuyor.
’Eğer öyle yaparsam, o ‘’bizim çocuklar’’ tarafından öldürülmüş olur. Bu nedenle o ‘’bizim sembolümüz’’ değildir.’’ ifadesi:
içinde bu çekişmenin tüm detaylarını kapsamakta.

Onları İsrail’in kendi sınırları içinde olsa bile karşıt yapan biz miyiz? Filistinlilerin yanısıra, İsrailli Yahudiler ve Araplar arasında bile bizim şehitlerimiz ve onların katilleri mi yoksa bizim katillerimiz ve onların şehitleri mi? Cinayetin ve nefretin kısır döngüsünün içinde bulunduğumuzdan, şu andan itibaren arada bir benzerlik oluştu. Ama bu kişinin yazdığı üzere, çoğumuz değilmişiz.

Şöyle cevap verdim:
Senin fikirlerine saygı duyuyorum ama sen alaycı bir göz ile baktığın için sana öyle geliyor. Çocuk, tıpkı diğer üç genç gibi nefret dolu teröristler tarafından katledildi. Burada “bizim olmayan çocuklar” sadece katiller. Başbakanımızın, Cumhurbaşkanımızın ya da Adalet Bakanımızın son 24 saatteki söylemlerinde “Cinayet cinayettir, terörist teröristtir. Hepsini aynı şekilde kınıyor ve üzülüyoruz. Propaganda ve Hasbara arasındaki fark, Hasbara’nın gerçekler ve doğrular tarafından destekleniyor olmasıdır. Bu olaydaki fark ise bir Müslümanın Yahudi tarafından öldürülmesidir… Bunu kabullenmem mümkün değil, çünkü eğer kabullenirsem, İsrailli Araplar ile ilgili soruya vereceğim cevap bir daha ki sefer bu Hasbara değil propoganda olur, ben de bunu yapma taraftarı değilim.”

Bir kez daha cevap verdi:

Alaycı bulduğum şey ne biliyor musun, Muhammad’in kendini “bizim çocuk” olarak tanımlamak istemeyeceğinden eminim. Ailesi de şüphesiz onu böyle tanımlamayacaklar. Onu bizim (İsrail temsilcileri olarak) “bizim çocuğumuz” yapabileceğimizi düşünmüyorum.”

Ben de taşı gediğine koydum:

Tekrar fikrine saygı duyuyorum ancak aynı fikirde değilim. Eğer onlara eşit vatandaşlar gibi davrandığımızı söylersek, onlar da protesto ve konuşma özgürlüğü dahil olmak üzere tüm vatandaşlık haklarına sahip olacaklardır. Eğer Israel’de mutlu değillerse ve kendi ülkeleri kabul etmiyorlarsa, bu onların haklarıdır. Onları bizden biri olarak hissetmeleri için daha iyisini yapabiliriz (kapak resmindeki gibi) ve topluma daha çok dahil olabilmelerini sağlayabiliriz. Ya da bu protestoları sürdüğü sürece tolere edebilir ve demokratik olabiliriz. Bunlar benim iki görüşüm.”

 

Anlamı: Hepimizi Allah yarattı. (evet evet, ateistler buna inanmasa da) İnsan ruhunun birinden diğeri ile irtibatını sağlamalıyız, farklılıklar yerine benzerlikleri görmeliyiz, önleyici olmak yerine kucaklayıcı olmalıyız ve bu şekilde ilerlemeye çalışmalıyız.

Bir hafta içinde bu gençlerin ölümü bir ders olamaz mı?
Müslüman veya Yahudi, bir annenin oğlu için döktüğü gözyaşları her ikisi için de aynı değil midir? Ve bu lanet teröristler eğer Tanrı’ya veya Allah’a ya da neye ise inanıyorlarsa lanetlenmemişler midir!

Başlığımda da belirttiğim üzere; Theodor Herzl’in Ütopik Eşitlikçi Altneuland’i(Eski-Yeni Vatan) ve Tevrat’ta İsrailoğulları’nın Tanrı’dan bizi tüm diğer uluslar gibi yapmasını istediği “kechol hagoyim” (Tevrat – shoftim – 8, 22) ifadesi arasında sıkıştık.

İşin özünde, biz daha iyi olabilmek için, demokrasi ve plüralizmin parlayan yıldızı olabilmek için çabalıyoruz. Sıklıkla ışığımız onu söndürmek isteyenler tarafından karartılıyor ve bizi nefret ve ölümlerin en düşük paydasına getiriyorlar.

Ölen gençlerimiz için ve daha fazlası hayattaki tüm gençlerimiz için artık daha güçlü olalmalı, beraber yaşayabilmeliyiz.

Ohad Avidan Kaynar

Deputy Consul General
Israeli CG in Istanbul


1 Comment

  1. Tahsin Cengiz AKINCI says:

    Sayın baş konsolosun fikirlerini son derecede samimi ve yapıcı buldum.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Join 387 other followers

%d bloggers like this: