Türkiye'deki İsrail Temsilcilikleri Resmi Blogu

İsrail’in yeni keşfi ile meyve ve sebzeler üç kat daha uzun süre taze kalabiliyor

Categories

Arşıv

Twitter

Error: Twitter did not respond. Please wait a few minutes and refresh this page.

İsrail’in yeni keşfi ile meyve ve sebzeler üç kat daha uzun süre taze kalabiliyor


İsrail’in Ra’anana şehrinden Şangay’a taşınan Gal-Or adlı öğrenci,  Phresh adlı firmayı kurdu. Uçucu yağlardan geliştirdiği toz sayesinde, meyve ve sebzeler normalden üç kat daha uzun süre tazeliklerini koruyabiliyor. Çalışmalarına eski teknolojiyi ve İsrail’de yapılan bir araştırmayı kullanarak kişisel ihtiyaçlara cevap vermek isteği ile başladı. Binlerce yıldır bilinen bu yağlar hızlı bir şekilde uçabildiğinden ve bozulabildiğinden etkileri de kısa süreli oluyordu. Araştırmacılar bu yağları likit veya toz haline çevirip etkilerini arttırmayı istiyorlardı.

ISRAEL - Phresh

Gal-Or ve takımı eski araştırmaları inceleyerek spreye gerek duymayan, veya ürün üzerine koyulması gerekmeyen bir toz haline getirme işlemi üzerinde çalışmaya başladılar.  Onun yerine toz kendinden eriyor ve normalden 3 hafta daha uzun bir süre koruyor. Çileklerin normalde 3 gün sonra çürümeye başladığını söyleyen Dal-Or bu sayede ömrünü 4-5 gün daha uzatabildiklerini belirtiyor. Haftalarca dayanan patates ve patlıcanın ömrü ise aylarca uzatılabiliyor. Büyük bir e-ticaret kampanyasına hazırlanan Paresh’in bu ürünü şimdiden Çin’den Japonya, İsrail, Avrupa ve ABD’ye ismini duyurmaya başladı. Paresh şu an fon arayışında. Amacı binayı bitirmek ve sağlıklı organik çözümlerini geniş kitlelere duyurabilmek.

İsrail ve Dürziler


Dürziler 1948’den beri İsrail’in güvenliğine katkı sağlıyorlar. Toplumun her alanında da pozitif ve anlamlı katkılarıyla biliniyorlar. bir araştırma Dürzilerin Yahudilerle genetik bağları olduğunu da ortaya koydu. Suriye, Lübnan ve İsrail’in dağlık bölgelerinde yaşayan Dürziler uzun yıllardır sosyolog, dil bilimci ve tarihçilerin ilgisini çekiyor. İslam’ın bir mezhebi olan Dürzilik Hindu, Yahudi ve Hıristiyan etkiler de taşıyor. Din Mısır’da 1000 yılları civarında ortaya çıktığı sanılıyor. Yahudi gezgin Benjamin de Tudela 12. yüzyılda onlarda bahsediyor. 2013 yılında yapılan bir araştırmaya göre Dürzilerin soyu Türkiye’ye uzanıyordu. Ancak İsrailli bilim adamı Eran Elhaik’in yaptığı ve Scientific Reports akademik dergisinde yayınlanan araştırmasına göre dürzilerin soyu Kuzeydoğu Türkiye, Ermenistan ve Kuzey Irak’a uzanıyor. Bu sonuca İsrailli 400 Dürzinin DNA örneklerinin bin farklı Avrasyalı denek ile karşılaştırılması ile ulaşıldı.

Bu araştırma iki yıl sürdü. Araştırmanın ilginç bir bulgusu var. buna göre Dürziler Kafkas, Türk ve Aşkenaz Yahudilerine Orta Doğu’da bulunan diğer tüm etnik gruplara nazaran daha çok benziyor. Dr. Elhaik Aşkenaz Yahudileri ve Dürzilerin DNA’larının kökenini birçok köyün bulunduğu dağlık bir bölge olarak tespit etti. Bu köylerin adı da Aşkenaz kelimesinden değişime uğramış. Aşkenazların Orta çağ’da bugünkü Kuzeydoğu Türkiye’de bulunduğu bilinen bir bilgi. Eski Aşkenaz olarak adlandırılan bu bölgede her iki toplum da bir arada yaşıyorlardı. Bir noktada Yahudiler Hazar krallığına doğru kuzeye ve Avrupa’ya, Dürziler ise bugünkü Suriye, Lübnan ve İsrail’in bulunduğu güneye göç ettiler. İki toplumun ortak bir geçmişi olduğu kanıtlanırken aralarındaki sevgi Teluda’nın da dikkatini çekmiş. Bu durumda karışık evlilikler yapılmış olması yüksek olasılık.

 

İsrailli bilim insanları ALS için yeni bir tedavi yöntemi buldular


Ben Gurion Üniversitesindeki bilim insanları, ALS tedavisinde çığın açan bir tedavi yöntemi buldular. Açılımı amyotrophic lateral sclerosis olan ALS, Lou Gehrig hastalığı olarak da biliniyor ve hastanın motor nöron hücrelerini öldürerek ilerleyen öldürücü bir hastalık. Üniversiteden yapılan açıklamaya göre Dr. Rachel Lichtenstein hastalığın ilerlemesini durdurmayı başardı. Motor nöron hücrelerini öldüren glial hücrelerini durduran çalışmasında doktor, bu sayede vücudun bağışıklık sistemini arttırarak hastanın yaşama süresini uzatabiliyor.

Illustrative image of the neurological process causing Amyotrophic Lateral Sclerosis (ALS) also known as Lou Gehrig's disease. (Screen capture: Moovly via YouTube)

“Glial hücreleri sağlıklı beyin hücrelerine saldırıp öldüremediği bir metod bulduk,” denilen açıklamada, Lichtenstein FDA onaylı ilaçlarla ALS tedavisini ilerletmeyi başardı. Fareler üzerinde yapılan ilk denemeler başarıya ulaştı, yaşama süreleri gözle görülür şekilde arttı. Bu ilaçların kanser tedavisinde kullanıldığı ve zaten FDA onaylı olduğunu belirten doktor Lichtenstein, sadece daha fazla deneme yapmaları gerektiğini söylüyor. Üniversitenin teknoloji transfer şirketi BGN Teknoloji’nin başkan yardımcısı Dr. Ora Horovitz ise bu ilacın diğer beyin rahatsızlıklarının tedavisinde de kullanılabileceğini belirtiyor ve Alzheimer ve Parkinson tedavisinde de başarı şansının yüksek olduğunu ekliyor. Beynin kendi kendine zararlı hücrelerden temizleyebileceğini belirten Dr. Horovitz, milyonlarca insanın hayat kalitesini yükseleceğine inanıyor. Araştırmacılar şu an tıbbi ortak olabilecek bir şirket arıyor.
ALS rahatsızlığının bir tedavisi yok. Ender görülen bu hastalıkta hastalar genellikle teşhis konulduktan birkaç yıl içinde hayatlarını kaybediyorlar. 100 binde bir görünen bu rahatsızlık genelde 55-65 yaş aralığında görülüyor. ALS 2014 yılında Ice Bucket Challenge ile dikkatleri çekmişti. Bu kampanyada buz gibi suyu kovayla üstlerine boşaltıp videolarını internetten paylaşarak hastalık hakkındaki farkındalığı arttırmak amaçlanmıştı. İngiliz Bilim adamı Stephen Hawking bu rahatsızlıkla mücadele ediyor.

İsrailli Şefin Büyük Başarısı


Michael Solomonov ile ilgili görsel sonucu

İsrailli-Amerikalı Michael Solomonov ortağı Steven Cook ile birlikte , James Beard en iyi yemek kitabı ödülünü, Zahav: İsrail mutfağı dünyası adlı kitabı ile kazandı. Kitap aynı zamanda en iyi uluslararası kitap ödülüne de layık görüldü. İki şef ödüllerini New York’ta düzenlenen bir tören ile aldılar. Yarışmada ödül alan bir diğer İsrailli ise Yotam Ottolenghi. Profesyonel açıdan pişirme kategorisinde ödüle layık görüldü. Solomonov ve Cook 2008 yılından beri ABD, Philadelphia’da ödüllü Zahav (İbranicede altın) restoranını işletiyorlar. Ödül kazanan kitapları Zahav hem yemek hem de anı kitabı. Solomonov aynı şehirde Dizengoff adlı bir humus büfesi. Bir şubesini New York Chelsea Market’te açmaya hazırlanıyor. Solomonov 2011 yılında James Beard en iyi şef ödülüne layık görülmüştü.

Singapur İsrail’in Asya’daki penceresi


Singapur merkezli Infocomm Yatırım’dan Dr. Alex Lin’e göre İsraillilerin Uzak Doğu ama özellikle Çin hakkında anlayamadıkları şey ataerkil kültürü. “Önemli kültürel bir ayırım var,” diyen Lin geçtiğimiz haftalarda İsrail’de start-up’ları ziyaret etti. 200 milyon dolarlık fonu yöneten Lin’e göre kültürel farklılık birçok şirketin Asya’da başarılı olamamasının başlıca sebebi. Lin, uyum sorunu yaşayanların Singapur’u bir köprü olarak kullanmasını tavsiye ediyor.

Alex Lin (C) speaks to entrepreneurs and investors at a conference in Tel Aviv Feb. 25, 2015 (Photo credit: Courtesy)

Kağıt üzerinde İsrail ve Singapur’un birçok ortak özelliği var. İkisi de yoğun nüfusa sahip küçük boyutta ülkeler. İkisinin de komşularıyla sınır sorunu var. Her ikisi de jeopolitik olarak istikrarsız ve kendinden daha büyük ülkelerin yanında var olmaya çalışıyor. En büyük benzerlikleri ise en önemli doğal kaynakları olan insana bağlı olmaları diye özetliyor Lin iki ülke arasındaki benzerlikleri.

singapur israel ile ilgili görsel sonucu

İki ülkenin de doğal kaynağı olmadığını ancak bu durumun İsrail’in Doğu Akdeniz’de keşfettiği doğalgaz kaynakları ile değiştiğini vurgulayan Lin, İsrail’in 60 yıl boyunca doğal kaynak eksikliği nedeniyle insana yatırım yaptığını ve bunun Singapur için de önemli bir güç unsuru olduğunu ekledi. Her iki ülkenin de iç pazarının küçük olduğunu belirten Lin, bu durumda ihracata yönelmelerinin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Teknolojinin bu nedenle bu stratejiye uygun düştüğünü ekledi.

Singapur kökenli olan Asya’nın en önemli cep telefonu firması Singtel’in yöneticilerinden Allen Lew, İsrail’in icat konusundaki başarıları ile tanındığını ve ileri eğitim sistemi ile bunu başardığını söyledi. Singtel İsrailli firma Tech ile ortaklık kurmuş, reklam firması Amobee’yi satın almış ve İsrail’de bir AR-GE merkezi açmıştı.

İsrail Avrupa ve Amerika’ya yönelik ihracatında başarılı olsa dahi son yıllarda dikkatini çeken Asya pazarında kültürel farklılık nedeni ile çok ilerleyemedi. İsrail ve Batı ülkelerinin kendi kaderlerinden kendilerinin sorumlu olduğunu, demokrasiye alışkın olduklarını ancak Asya’da kişilerin kaderlerini bir lidere teslim ettiklerini bu durumun da hayatın her alanına hakim olduğunu anlamadan Asya’da başarılı olmanın mümkün olmadığını belirten Lin, Singapur’un bu farkı kapatabileceğini belirtiyor.

İki dünya arasında bulunan Singapur’un hem Batı tarzı düşünceyi, demokrasi kavramını, kişisel sorumlulukları anladığını hem de Asya’da kendi evlerinde olduklarından bölge ve halk hakkında çok şey bildiklerini belirterek İsrail’in Asya’da başarılı olması için Singapur’dan yararlanabileceğini söylüyor. Ancak Lin gerçekçi bir yaklaşımla İsrail’in burada bir silikon vadisi kuramayacağını ancak Çin gibi ülkelerle ticaretini arttırabileceğini belirtiyor.

 

Doğu Negev dünya için bir örnek


Doğu Negev, İsrail’in ilk dijital bölgesi olmaya aday. Cisco Sistemleri ile ortaklığı ile eğitim, sağlık, farklı yetkililerle işbirliği konularında bağlantı kazanacak.

Doğu Negev İsrail’in ilk dijital bölgesi olma yolunda. Cisco sistemleri’nin katkılarıyla başlatılan projenin amacı Doğu Negev’i kaliteli sağlık hizmetleri veren, eğitim fırsatları olan ve girişimciliği destekleyen hale getirmek. Cisco’nun sağladığı gelişmiş teknoloji alt yapısı, bölgedeki farklı kurumların birbiri ile iletişimini iyileştirecek. Bu projede 12 Yahudi ve Arap yerel yönetim yer alıyor.

Cisco’nun telepresence teknolojisinin açılış töreninde İsrail-Bedevi kenti Hura’dan gelen lise öğrencileri İsrail Uzay teknolojileri bölümünde kendi projelerini tanıttılar. Cisco’nun İsrail CEO’su Oren Sagi bu projenin İsrail’in kurucusu David Ben Gurion’un Negev ile ilgili ilerici vizyonunu geliştireceğini belirtti. Gelişim ve teknolojinin nüfus arasındaki eşitsizliği dengeleyeceğine inandıklarını belirtti.

İsrail’den engelliler için çözümler


CornellTech, Vanderbilt, Northwestern, Berkeley, UCI ve Solomon Schechter Westchester üniversite veliseinde okuyan Yahudi öğrenciler, altı TOM Makeathons’a hazırlanıyor. Üç günlük bu maratonda öğrenciler engelliler ile birlikte çalışacaklar ve yaşadıkları günlük sorunlarına çözüm bulmaya çalışacaklar. Buldukları çözümler geliştirilip tüm dünyadaki engellilerin kullanımına sunulacak. Jim Joseph Vakfı tarafından düzenlenen bu maraton, TOM: Tikkun Olam hareketinin son etkinliği olacak. İsrail, ABD, Kanada, Arjantin, Brezilya, Vietnam, Avustralya, Bulgaristan, Kazakistan ve İspanya’da aktif olan bu hareket Reut grup ve Schusterman aile vakfı desteği ile kuruldu.

Chair Call. Courtesy of Tikkun Olam MakersTOM’a dahil olan teknoloji uzmanları, stk, kaşifler, henüz çözülmemiş sosyal sorunları çözmek için çalışıyor. Dezavantajlı toplum ve devletlere öncelik veren grup, Yahudilikteki Tikkun Olam; dünyayı tamir et, değeri yerine getirmek için çalışıyorlar.

Daha önce Nazareth, Tefen, the Bay Area, San Diego ve Haifa’da düzenlenen Makeathon’lara altı kez katılan Oded Shorer, “Engelli kişi ile ihtiyaçlarını konuşmak, onun hayatında bir değişiklik yapacağını bilmek, onun gülümsemesini ve memnuniyetini görmek, birçok farklı kişiye bu sayede yardımcı olacağını bilmek ve bunun bir parçası olmak. İşte bu yüzden buradayım,” diyor. TOM ilk olarak 2014 yılında faaliyetlerine başladı. Küresel bir hareket olan TOM engellilerle bir araya gelerek, göz ardı edilmiş ihtiyaç ve sorunlarını gidermeyi hedefliyor.

 

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Join 388 other followers