Türkiye'deki İsrail Temsilcilikleri Resmi Blogu

İsrail ve Türkiye görüşmelerde ‘gaz’a basacak

Categories

Arşıv

Twitter

Error: Twitter did not respond. Please wait a few minutes and refresh this page.

İsrail ve Türkiye görüşmelerde ‘gaz’a basacak


İsrail Enerji, Altyapı ve Su Kaynakları Bakanı Yuval Steinitz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ile iki ülke arasındaki doğalgaz boru hattının inşa sürecini görüştüklerini belirterek, “Dört tur görüşmenin ardından, aramızdaki görüşmeleri hızlandırmaya ve bu yıl sonundan önce Türkiye ve İsrail arasındaki boru hattının inşa edilmesini sağlayacak hükümetler arası çatı anlaşmayı tamamlamaya karar verdik.” dedi. Steinitz, 22. … Continue reading

İsrailli robotlar ve uygulamalar yaşlıların hayatını kolaylaştırıyor


Gelişmekte olan dijital ve robotik teknoloji yaşlanmanın çok daha kolaylaşacağının umudunu veriyor. Böylece yaşlılar çok daha uzun süre bakım evine gitmeden kendi evlerinde kalabilecekler. Bu sayede aileler ve bakıcılar yaşlının sağlık kontrollerini uzaktan bile yapabilecekler.

ElliQ

Tel Aviv Venture’un eş başkanı Benny Zeevi’ye göre tüm dünyada gelişmekte olan bu sektörde İsrail’in liderlik yapma potansiyeli var. Yaşlanmanın her yerde gerçekleştiğini söyleyen Zeevi, 65 yaşındakilerin aktif, bağımsız olmak ve hayattan keyif almak istediklerini söylüyor. İhtiyaçları olan hizmeti verebilmek teknoloji ve sağlık sektörü için büyük bir fırsat. Bu aynı zamanda devlet ve belediyeler için de bir fırsat. “İsrail dijital teknoloji, dijital sağlık konularında güçlü olduğu için, elinde bulunan sensör, yapay zeka ve büyük data’yı bu konuda kullanabilir. Teknolojinin amacı evde yalnız olanız bile sizi aktif ve güvenli tutmakta yatıyor.”

Elderly couple

Birleşmiş Milletler 2015 Dünya nüfusu yaşlanma raporuna göre her ülke nüfusunun yaşlanması ve yaşlıların oranının toplam nüfustaki payının arttığını tecrübe ediyor. Bu durum 21. Yüzyılın en önemli sosyal değişikliklerinden biri olacaktır diyen rapora göre toplumun tamamını etkileyen bu durum iş, finans, mal ve hizmet talebi, sağlık ve aile yapısına kadar büyük değişimleri beraberinde getirecek.

2015 ile 2030 arasında, dünyada 60 yaş ve üstü kişilerin %56 oranında artacağı öngörülüyor. Bu da 901 milyonun 1,4 milyar kişi olması demek. 2050’de ise bu sayı katlanarak 2,1 milyara ulaşması bekleniyor.

 

Kaynak: nocamels

 

İsrail teknolojisiyle sürücüsüz arabalara gerçek oluyor


Kaliforniya merkezli ulaşım start up’larından oluşan Maven Ventures için otomobil dünyasındaki en önemli teknolojik gelişme otomatik sürücü teknolojisi. İnternetten sonraki bu en büyük buluşta, İsrail önemli bir rol üstleniyor. Maven Ventures ortağı Jim Scheinman The Times of Israel ile yaptığı röportajda, sürücüsüz arabaların düşünüldüğünden daha önce piyasaya sürülebileceğini belirtti.

Former US ambassador to Israel Dan Shapiro takes a ride in Israeli MobilEye's self-driving car (YouTube screen capture)

ABD’nin İsrail eski Büyükelçisi Dan Shapiro  Mobileye uygulamasını test ederken

Kudüs merkezli 10 miyar dolarlık Mobileye’ın endüstride hali hazırda güçlü olduğunu belirten Scheinman, algoritmalar ve video görüntüler kullanarak arabaya yaklaşan cisimleri tanımlayan bu programın sürücüsüz otomobillerde güvenliği sağladığını belirtti. Mobileye, Intel tarafından 15 milyar dolara satın alındı. Sürücüsüz otomobillerin topluma da katma değer katacağını belirten Scheinman, bu sayede her yıl bir milyon hayatın kurtulacağını, trafikte zaman kaybedilmeyeceğini, park yeri aramakla uğraşılmayacağını ayrıca çevre kirliliğinin de azalacağını söyledi.

Bünyesinde 20 aktif firma barındıran Maven Ventures, şimdiye kadar 8 exit yaşadı. 1 milyar dolarlık veya daha değerli 5 şirkete sahip olan Maven, Cruise’u GM’e 1 milyar dolara satarken, Zoom ve Tango’nun değeri 1 milyar dolara ulaştı. Maven Ventures İsrail start up’larına da yatırım yaptı. Bunlar Check, the Palo, Tango, California’s Pley, Hello Heart. İsrail firmalarına yatırım yapmaktan mutluluk duyduğunu belirten Scheinman, aradığı yatırımı henüz bulamadığını söyledi.

kaynak: timesofisrael

Birleşmiş Milletler terörle savaşa önce kendi içinde başlamalı


Aşağıda sizlere sunduğumuz makale Birleşmiş Milletler İsrail  Daimi Temsilci Vekili Büyükelçisi David Roet tarafından kaleme alınmış, timesofisrael sitesinde yayımlanmıştır.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu ziyareti, bölgede barış ve işbirliği umutlarını arttırmıştı. Daha da önemlisi, bu ziyaret, günümüzün belası teröre karşı gerçek bir uluslararası işbirliğinin kapılarını açabilirdi. Ancak, eğer Arap dünyası bu konuda gerçekten kararlı ise, önce terör gruplarına verdikleri tüm desteği kesmeliler ve şiddete yol açan nefreti kınamalılar.

Palestinian police stand guard, during the opening ceremony of Rafah health center, in Rafah in the southern Gaza Strip, on March 11, 2015. (Abed Rahim Khatib/Flash90)

Birleşmiş Milletler, bu konuda Arap dünyasına örnek olmalıdır. Sonuçta BM uluslararası barış ve güvenliği sağlamak, barışa engelleri ortadan kaldırmak gayesiyle kuruldu. Her gün, New York ve dünyanın farklı yerlerindeki BM ofislerinde müttefiklerimizle bir araya geliyor ve bu hedeflere ulaşmak için gerçek reformlar üzerinde çalışıyor. Bu değişiklikler BM’nin küresel barış ve güvenlik sözünü yerine getirmesini sağlayacaktır.

Ancak, BM’nin bu konuda ilerleyebilmesi için kendi kurumlarındaki siyasallaşmayı ve önyargıyı aşması gerekiyor. Birçok sefer vurguladığımız gibi, önyargıya gelince, hiçbir BM üyesi ülke İsrail kadar haksız muameleye ve çifte standarda maruz kalmamıştır.

Bu durumun öne çıkan örneği (BM Filistinli mültecilere yardım ajansı) UNRWA’dır. Filistinlilere insani yardımda bulunmak için kurulan kurum, bugün Filistinlilerin söylemini tekrarlayarak propaganda çalışması yapan ve İsrail’i haksız ölçüde eleştiren, uluslararası bir BM kurumu haline geldi.

Bu yılın başında UNRWA’nın Gazze temsilcisi ve UNRWA erkek lisesinin müdürü Dr. Suhail al-Hindi, Hamas’ın Gazze’deki politik büro şefi seçildi. Masum çocuklarla dolu otobüsleri patlatan, İsrail sınırına doğru terör tüneli açan, hedefi İsrail’i yok etmek olan aynı Hamas. Al-Hindi’nin terör bağlantıları UNRWA’ya sürpriz olmamıştır. 2011’de Hamas lideri İsmail Haniye ile buluşması üzerine görevden uzaklaştırmıştı. Ancak bu uzaklaştırma sadece üç ay sürmüştü. UNRWA’nın mühendislik bölümü lideri Muhammed al-Jamasi de Hamas’ın politik bürosunda görev alıyor.

Bir BM kurumundan böyle durumlara sıfır tolerans göstermesi beklenir. Ancak UNRWA sözcüsü Christopher Gunness’in, eğitim kurumunun başındaki kişinin terör liderliği ile suçlanmasına ilk tepkisi haberi yalanlamak oldu. Hatta bu konuda hiç kanıt yok diyecek kadar ileri gitti. Ancak kanıtlar bir bir sıralanınca, al-Hindu’yu görevden uzaklaştırarak, ‘istifa’ etmesine olanak verdiler. Terör örgütündeki rolü nedeniyle görevden uzaklaştırıldığı belli olsa da Gunness “elemanlarımızın ne sebeple görevden ayrıldığını tartışmak kurallarımıza aykırı” diyerek istifa söylentisini güçlendirdi. Ancak İsrail’in BM elçisi konuyu BM’ye getirdiğinde UNRWA Başkanı Pierre Krähenbühl AL-Hindi’nin görevden alındığını söyledi. Sebep olarak da ‘seçime katılmayı’ (ran for an elected office) öne sürdü.

david roet ile ilgili görsel sonucu

Birleşmiş Milletler İsrail  Daimi Temsilci Vekili Büyükelçisi David Roet

Tüm bu olay BM’yi olabildiğince kötü gösterdi. Nefret ve teröre karşı güçlü bir duruş sergilemesi gereken UNRWA bölgenin en olumsuz aktörlerinden biriyle anılır oldu. Daha da kötüsü, terör örgütüne üye bir çalışanını korumakla korkunç bir  örnek teşkil etti. Eğer BM terör sempatizanları hakkında açık açık konuşamıyorsa, Arap dünyasının onu takip etmesini nasıl sağlayacak?

Bu olay, UNRWA’nın açık bir şekilde terör karşıtı mesaj vermesi için mükemmel bir fırsattı. BM genelde İkinci Dünya Savaşı sonrasında iyi niyetlerle kurulmuş ancak diktatör ve despotlar tarafından zaman zaman ele geçirilmiş bir kurum olarak eleştiriliyor. Bölgenin en kötüsünün yanında olmayı bırakarak BM, kendi toplumuna nefret aşılayanlara bir mesaj vermiş olacaktı.

Eğer BM ve Orta Doğu’daki komşularımız gerçek barışa ulaşmada kararlılarsa, değişikliklerin hemen uygulanmaya geçmesi gerekir. Saf niyetlerle kurulmuş kurumları onurlandıralım, BM liderliği siyasallaşmayı ve önyargıyı aşsın. Ancak bu şekilde, kuruluşundan 70 yıl sonra, BM potansiyeline kavuşabilir ve dünyaya gerçek ve olumlu katkı sağlayabilir.

kaynak: timesofisrael

İsrail’den İzmirli iş adamlarına davet


İsrail’den İzmirli iş adamlarına davet

 

İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Shai Cohen, ülkesinde yatırım imkanlarının çok elverişli olduğunu, İzmir’de de özellikle yenilenebilir enerji yatırımlarında potansiyelin bulunduğunu belirterek, karşılıklı yatırım anlaşmaları yapılabileceğini ifade etti. Ege İhracatçı Birliği’ni (EİB) ziyaret eden Cohen, son dönemde iki ülke arasındaki iş birliklerinin arttığını belirterek, İzmirli iş adamlarını İsrail’e davet etti. İki ülkenin karşılıklı olarak ticareti ve gelirlerini artırabileceğini vurgulayan Cohen, şunları kaydetti: “Ülkemizde yatırım imkanları çok elverişli, yatırımlar için karşılıklı anlaşmalar yapabiliriz. Örneğin İzmir yenilenebilir enerji potansiyeline sahip, sadece bilgi alışverişi veya ürün alışverişi değil, yatırımları karşılıklı olarak geliştirmek de önemli. Türkiye İhracatçılar Meclisi ile yapılan görüşme sonucu 100-150 kişilik büyük bir delegasyonun 15-17 Mayıs arasında İsrail’i ziyaret etmeleri ve ikili görüşmeler yapmaları konusunda anlaşmaya vardık. Ege İhracatçı Birlikleri başkanlarını da İsrail’e davet ediyoruz.” EİB Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk de Egeli ihracatçıların sektörel gruplar halinde İsrail’e ticaret heyeti organizasyonları yapabileceğini, bu organizasyonların güzel iş birliği fırsatları yaratabileceğini bildirdi.

 

http://www.sabah.com.tr/egeli/2017/03/05/israilden-izmirli-is-adamlarina-davet

İsrail Başkonsolosu Shai Cohen’in Haberturk Gazetesi’ne vermiş olduğu röportaj


Shai Cohen, deneyimli bir İsrailli diplomat. Yıllarca İsrail Dışişleri’nin en kritik departmanlarından birinin, Terörle Mücadele ve Bölgesel Güvenlik Dairesi’nin başındaydı. 3 yıldır İsrail diplomasisi için hayli zor bir adreste, İstanbul’da görev yapıyor. Kopan ilişkiler süresince ülkesinin Türkiye’deki en üst düzey yetkilisiydi Cohen, şimdi normalleşmenin dümenindeki isimlerden biri. Kendisiyle Boğaz kıyısında bir araya geldik; kâh terörle mücadeleyi kâh enerji politikasını konuştuk. Başkonsolosun verdiği cevaplar kadar, vermediği cevaplar da dikkat çekiciydi. İşte diplomatik kaçamak yanıtların ve kahkahanın eksik olmadığı röportajımız…

Normalleşme sürecinde hangi noktadayız?

Her şey planlandığı gibi gidiyor mu? İsrail ve Türkiye normalleşmeyi olabildiğince hızlı şekilde harekete geçirdi. Bir başka ifadeyle, normalleşmenin meyvelerini çok hızlı ve yoğun topluyoruz.

 Özellikle hangi alanlarda?

En hızlı ilerleme ekonomik alanlarda. Enerji bakanımız 3 ay önce buradaydı, Türk Turizm Bakanı İsrail’deydi. Enerji bakanımızın ziyareti sonrasında uzmanlar seviyesinde iki tur görüşme yapıldı. Sadece doğalgaz değil, yenilenebilir, jeotermik enerji gibi başka alanlarda da görüşmeler yürütüldü. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Türkiye-İsrail İş Forumu düzenledi. Bence son 7-8 yıl içerisinde düzenlenen en önemli toplantılardandı. Mayıs’ın 15’inde de TİM’in organizasyonuyla büyük bir Türk işadamı heyeti İsrail’de olacak.

 İşbirliği, askeri istihbarat ve terörle mücadele gibi konularda da artacak mı?

3 hafta önce Ankara’da yürütülen siyasi diyalog çerçevesinde bütün işbirliği platformlarının yeniden, eskisi gibi oluşturulması konusunda anlaşıldı. Ama şu anda daha çok “yumuşak güç” alanlarına odaklanıyoruz. 5-6 ay sonra siyasi diyaloğun bir sonraki ayağı Kudüs’te olacak. Burada “sert konular” görüşülecek.

İsrail ve Türkiye arasındaki ilişkiler donduğunda ve elçiler çekildiğinde, uzun süre Türkiye’deki en üst düzey İsrailli yetkiliydiniz. Bu dönemde hiç zorlandınız mı?

3 yıl önce bu göreve gelmeden önce içimde çok iyi hisler vardı. Bunun nedeni de Türk tarafının yaklaşımlarıydı. Belki bu sözlerimle sizi şaşırtacağım… Türkiye’ye ben gelmeden önce aslında normalleşme başlamıştı bile. Başbakan Netanyahu, Erdoğan’ı aramıştı. Mavi Marmara nedeniyle özür dilemişti. Tam anlaşma sonuçlandırılacaktı ki, Gazze’ye düzenlenen operasyon işleri ters yüz etti. Bütün bu gelişmelerin ortasında geldim Türkiye’ye. İlk günlerde görevimin zor geçeceğinden emindim. Ama sürpriz bir şekilde, rica ettiğim her görüşme, tüm girişimlerim yüzde 90 olumlu sonuçlandı. Görüştüğüm bazı yetkililerin bazı şeyler yapmak istediklerini, fakat siyasi durum nedeniyle yapamadıklarını da anladım. Ama hep sözlü olarak iyi dileklerini ilettiler.

 Mavi Marmara baskını hata mıydı? Tamamen sizin fikrinizi soruyorum.

Geçmiş yaraları deşmeyeceğiz. Potansiyel imkânlara ve geleceğe odaklanacağız. Sorun çözüldü, bu nedenle olayla ilgili konuşmak pek de akıllıca olmaz.

Normalleşme anlaşmasının maddelerinden biri, HAMAS’ın Türkiye’deki faaliyetlerine son vermesiydi. Bu madde yerine geldi mi?

Umuyorum gelmiştir. Türkiye’den beklentimiz, HAMAS’ı yasadışı ilan etmesidir. Türkiye, HAMAS’ın siyasi ve askeri kanadı arasında bir ayrım yapıyor. Ama bence İsmail Haniye’nin yerine seçilen Siyasi Büro Şefi Yahya Sinvar bunun tam aksini kanıtlıyor. Çünkü HAMAS’ın radikal askeri kanadından geliyor ve Gazze’de siyasi liderliğe seçiliyor. Bu nedenle çok endişeliyiz. Filistin halkı ve HAMAS’la teması nedeniyle Türkiye’ye burada önemli rol düşüyor. HAMAS’ın askeri niyetlerini hayata geçirmemesi ve yeni bir şiddet sarmalı yaratmaması için düşüyor bu rol.

 İsrail basınındaki bir habere göre, Türkiye ve İsrail uzun yıllar PKK ve İran konusunda istihbarat işbirliği yaptı. Bu doğru mu? Müsaade ederseniz buna yanıt vermeyeceğim. Ama şunu söyleyebilirim, İran’ın bizim için bir varoluşsal tehdit olduğu sır değil. Türkiye ve pek çok ülke, İran’ın faaliyetlerine baktığında endişeleniyor. PKK konusuna gelince… PKK’nın herhangi bir faaliyetinde asla yer almıyoruz, aynı şekilde Türkiye’nin PKK’yla mücadelesinde de bir rolümüz yok. Bu Türkiye’nin tamamen iç meselesi.

İsrail gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması için bir proje geliştirmek ne kadar sürer?

Projenin geliştirilmesi için en az 2-3 yıla ihtiyaç var. Herkes kararın yakında alınmasını umuyor. Belirttiğim gibi, uzmanlar iki kez bir araya geldi. Bu aşamalar geçildikten sonra projenin imzalanacağını düşünüyorum. Leviathan bölgesindeki doğalgaz rezervlerini Türkiye’ye taşıyacak boru hatlarının döşenmesi de 3-4 yılı bulabilir.

Yakın bir zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve başbakanınız Netanyahu’yu bir arada görmek mümkün olacak mı?

Evet mümkün olacak. Böyle bir görüşme üzerine çalışıyoruz. Ancak kesin zaman veremem.

‘DEAŞ SURİYE’DE YENİLDİKTEN SONRA AVRUPA’DA SALDIRILAR ARTABİLİR’

DEAŞ’a karşı Irak ve Suriye’de eşzamanlı operasyonlar yürütülüyor. Sizce örgüt ne zaman yenilir?

Bu çok hileli bir soru ama net yanıtlar vereceğim, merak etmeyin. Bana kalırsa manzara net: Örgüt askeri olarak yarın bile yenilebilir. Ancak onun temsil ettiği ideoloji ve teröristlerin motivasyonu bir süre daha var olmaya devam edecektir. Irak ve Suriye dışında saldırı düzenleme motivasyonları sürecektir. Burada bir formül var: Örgüt ne kadar çok askeri yenilgi alırsa, Irak ve Suriye dışında terör saldırısı yapma motivasyonu artar. Üzgünüm gerçek bu. Tabii ki Suriye ve Irak’ta istikrarı sağlamak önemli. Kimse Suriye’nin parçalanmasını istemez. “Örgüt Suriye’de yenildikten sonra terörizm yok olacak” diyemeyiz. Belki de tam tersi olacak…

Avrupa’da artabilir mesela? Evet, bizim değerlendirmemiz bu yönde.

 Türkiye DEAŞ’a karşı kendi operasyonunu, Fırat Kalkanı’nı yürütüyor. Siyasi anlamda İsrail bu operasyonu destekliyor mu?

Pozisyonumuz çok net. Suriye içerisindeki hiçbir şey konusunda yorum yapmıyoruz. Suriye krizinin tarafı değiliz, koalisyonun parçası değiliz.

DEAŞ Fransa’yı, Belçika’yı, Türkiye’yi defalarca kana buladı. Fakat Suriye’yle sınırınız olduğu da düşünüldüğünde, İsrail topraklarında hiç bu ölçüde bir saldırı düzenlemedi. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Unutmayın ki 10 yıl öncesine kadar çok büyük terör saldırılarının hedefi olduk. DEAŞ kolaylıkla uyuyan hücrelerini harekete geçirme kapasitesine sahip. Çok güçlü bir güvenlik aygıtımız var ama tehlike orada duruyor. Suriye-İsrail sınırında faaliyet gösteriyorlar. Mısır’da Sina Yarımadası’nda da varlar, mesela geçen gün o bölgeden 2 füze attılar. Unutmamak lazım ki Gazze’de de DEAŞ hücreleri var. Az evvel belirttiğim gibi, örgüt Suriye ve Irak’ta yenildikten sonra her an her noktada saldırı düzenleyebilir.

Türkiye’nin Rakka’yı DEAŞ’tan almak için planları var. Ankara operasyonda YPG’nin yer almasına kesinlikle karşı. Bu nedenle kendi planıyla, Washington’u ikna etmeye çalışıyor. Sizce Türkiye bunu başarır mı?

Bu konuda bir fikrim var ama söyleyemeyeceğim. Türkiye’de görev yapan İsrailli bir diplomat olarak bunu söylemem doğru olmaz.

“DARBE GİRİŞİMİ ÖNCESİ ÇOCUKLARIMLA KÖPRÜDEN GEÇMİŞTİM”

Darbe girişimi gecesi İstanbul’da mıydınız?

Evet… Evimdeydim.

 Neler hissettiniz, o geceyi nasıl geçirdiniz? Televizyon izledim çok dikkatlice, sabaha kadar. Eşimden boşandım, çocuklarım İsrail’de yaşıyor. Çocuklarım o gün, öğlen 3’te İstanbul’a geldiler. Onları Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan aldım. Köprüyü geçtik, evimize gittik. Biliyorsunuz saatler sonra zaten darbeciler köprüyü kapattı. Her şey başladı… Gözümüzün önünde canlı yaşandı her şey. Jetlerin uçuşu… Tanklar… Tabii ki gece boyunca merkeze yani İsrail’e raporlar gönderdim. Yanılmıyorsam sabah 9 gibi İstanbul Valisi beni aradı, “Her şey bitti, şehir kısa sürede normale dönecek” dedi ve dediği gibi de oldu.

 Darbe girişiminden sonra Ankara yeterince destek görmediği konusunda açıklamalar yaptı. Bu ülkeler arasında İsrail’in adı da geçiyordu. Türkiye’de bazı kesimler, CIA ve MOSSAD’ın darbe girişiminin ardında olduğunu düşünüyor. Bu iddialara ne dersiniz?

Bu tür komplo teorileri karşısında sadece üzüntümü dile getirebilirim. Böyle şeylere tepki vermek bile bence gereksiz. Sadece şunu söyleyebilirim: Bu tür açıklamaları çok sert şekilde kınıyoruz. Demokratik ve istikrarlı bir Türkiye, İsrail’in çıkarına. Bu iddiaları ortaya atanlar, antisemitik açıklamalar yapanlar çok tehlikeli. Hepsi kamuoyunu kandırmak için yapılan yalan haberler.

Nisanda çok önemli bir referandum var. Öncesinde ve sonrasında sizce nasıl bir süreç yaşanır?

Bence Anayasa’da yapılacak değişikliklerin sadece Türk halkına değil tüm dünyaya anlatılması gerekir. Bu demokratik bir süreç, yakından takip ediyoruz. 17 Nisan sabahı nasıl bir sonuçla karşı karşıya kalacağımızı çok merak ediyorum.

‘KUDÜS KARARINI HEYECANLA BEKLİYORUZ’

Obama döneminde İsrail-ABD ilişkilerinin pek de yolunda gitmediğini biliyoruz. Fakat bu manzara Trump’la değişti. İsrail, Trump yönetiminden ne bekliyor?

ABD, İsrail’in en önemli müttefiği ve bu on yıllardır böyle. Kimin başkan olduğu fark etmez.

Trump, ABD Elçiliği’ni Kudüs’e taşımak istediğini açıkladı. Sizce sözünü tutabilir mi?

Bu bir-iki günde olacak bir şey değil. Sadece yönetim değil kongrenin de karar alması gerekli. Biraz zaman alacaktır ama böyle bir kararı heyecanla bekliyoruz.

“KRİZLERİ İRAN OLMADAN ÇÖZMEK MÜMKÜN”

Mühih Güvenlik Konferansı’nda, pek çok ülke İran’ın politikalarını eleştirdi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da İran’ın mezhepçi politikalar izlediğini söyledi. Peki Irak ve Suriye’deki krizleri İran olmadan çözmek mümkün mü?

Bence mümkün. Dünya güçlerinin kararlılığı, özellikle de ABD ve Rusya’nın çabalarıyla İran’ı yalnızlaştırmak mümkün. Zekice diplomatik adımlarla İran’ın Yemen, Irak, Bahreyn gibi ülkelerdeki faaliyetlerine mani olmak mümkün. İran bir ahtapot gibi, her yerde kolları var. Azerbaycan, Türkmenistan…

 Şii nüfusun olduğu her yerde…

Evet aynen.

Peki Suriye krizini Esad olmadan çözmek mümkün mü?

Bunu gerçekten bilmiyorum, bilseydim bile söylemezdim.

“TRUMP HAKLI, HER YANIMIZI YALAN HABERLER SARDI”

Türk kamuoyu Gazze’de olan bitenlerle çok yakından ilgileniyor. Şu endişeyi taşıyanlar var: Trump’la birlikte İsrail-ABD ilişkileri yine eski haline döndü. Buradan aldığı güçle, İsrail Gazze’de yine agresif davranabilir hatta büyük operasyonun düğmesine basabilir. Bunlara ne dersiniz?

Cevap kesinlikle hayır. Ama pozisyonumuz net: HAMAS’ı asla tolere etmeyeceğiz. İsrail’e karşı şiddete asla müsaade etmeyeceğiz. Ve gerektiği zaman buna orantılı şekilde karşılık vereceğiz. Gazze’nin yeniden inşa edilmesi bizim de çıkarımıza. Ama bu tür iddiaları ortaya atmak tehlikeli. Bunların hepsi yalan haber.

Trump gibi konuştunuz… (Kahkahalar)

Aaa hayır.

Sadece şaka yapıyorum.

Bir saniye, Trump haklı. Her tarafımızı yalan haberler sardı.

Kişisel bir soruyla röportajı noktalayayım. Yaklaşık 3 senedir İstanbul’da yaşıyorsunuz. Şehre dair en sevdiğiniz şeyler neler?

Gerçek cevabı kendime saklayacağım. (Gülüyor) Boğaz’da balık yemeyi çok seviyorum. (Türkçe konuşuyor) Balık lokantası Boğaz’da… Karaköy’de takılmayı da çok seviyorum. Tel Aviv’deki mekânlara benzer yerler var. Bebek de en sevdiğim yerlerden. Çok Avrupai bir yer…

NALAN KOÇAK GAZETE HABERTÜRK

kaynak: haberturk

İsrailli gönüllüler Tanzanya’da


Two volunteers pose for a photo with kids in Tanzania.

İki gönüllü Tanzanya’da çocuklarla (photo:facebook)

Tanzanya’da bir köy İsrailli öğrenciler sayesinde temiz su ve elektriğe kavuştu

Herşey Itai Perry’nin Kuzey Tanzania dağlarında gezmesiyle başladı. Minjingu köyü ile karşılaşan hiker, burada temiz suyun olmadığını gördü ve bu konuda bir şey yapmaya karar verdi.  İsrail’e döndüğünde Tel Aviv Üniversitesi’nin yardımına başvurdu. Öğrenci ve öğretmenden oluşan bir grup ile köye geri döndü ve buradaki sudaki yüksek florid miktarını azaltmak için çalışmalara başladılar. Bir yağmur suyu deposu kurdular ve filtreleme sağladılar. Bu teknoloji sayesinde Nkaiti ortaokulundaki yüzlerce öğrenci temiz suya kavuştu. Okuldan sonraki planları köyde yaşayan 3 bin kişiye hizmet veren tıp merkezi oldu. Aşıların soğukta saklanması gerekiyordu. Bunun için de elektriğe ihtiyaç vardı ancak bina merkez şebekeye bağlı değildi. İsrailli öğrenciler bir jeneratör kurarak tıp merkezinin düzenli ve kesintisiz elektriğe kavuşmasını sağladı. Perry, Tel Aviv Üniversitesine bağlı ‘sınır tanımayan mühendisler’ grubuna bağlı. İhtiyaç duyan bölgelere sağlık için gerekli olan altyapı  kurmayı hedefliyorlar. Uluslararası bir organizasyon olan bu oluşumun bir diğer kolu da Technion Üniversitesinde bulunuyor. Oradaki öğrenciler de Nepal’de biyogaz reaktörü ve Etiyopya’da temiz su girişiminde bulundular.

 

The two volunteers are from Engineers Without Borders Israel.

Gönüllüler Tanzanyalılarla (photo:facebook)

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Join 380 other followers