Türkiye'deki İsrail Temsilcilikleri Resmi Blogu

Dünyanın en uzun ve en yüksek cam köprüsü İsrail tarafından tasarlandı

Categories

Arşıv

Twitter

Error: Twitter did not respond. Please wait a few minutes and refresh this page.

Dünyanın en uzun ve en yüksek cam köprüsü İsrail tarafından tasarlandı


Dünyanın en uzun ve en yüksek cam köprüsü Zhangjiajie Köprüsü bu ay Çin’in Hunan bölgesinde açılacak. Çinli yetkililere göre dünyanın bir sonraki harikası olacak olan köprü İsrailli mimar Haim Dotan tarafından tasarlandı. İki tepe arasında kurulan köprünün yüksekliği 426 metre, genişliği ise 6 metre. Köprü aynı anda 800 kişiyi taşıyabilecek kapasitede. Dotan bu iki vadiyi … Continue reading

İsrail’in geliştirdiği nano teknoloji, gençlik iksiriniz olabilir


İsrailli doktora öğrencisinin geliştirdiği formül, ciltte oluşan hasarlara karşı vücudun doğal savunma sistemini aktive etmeyi başardı.

Photo by Evgeny Atamanenko/Shutterstock.com
Tüm gün UV ışınlarına, radyasyona ve çevreden yayılan diğer zararlı etkilere maruz kalan cildi koruyan filtreler azaldıkça birçok cilt sorununu da beraberinde getiriyor; pigment farklılığı, kırışık, cilt kanseri… Bu durum ayrıca iç organlarımızda da sorunlar çıkarabilir ve protein, DNS ve lipid üreten hücrelere zarar verebilir. İsrail’de üretilen yeni bir nano teknoloji vücudun doğal savunma sistemini çalıştırmayı başardı. Bu sayede cildin dengede kalabilmesi için gereken antioksidan enzimler vücut tarafından üretildi.
Cosmetics akademik dergisinde yer alan raporda İbrani Üniversitesi doktora öğrencisi Maya Ben-Yehuda Greenwald, Technion Üniversitesi ile işbirliğinde gerçekleştirdikleri bu nano teknolojiyi anlattı. Greenwald, vücudun kendi savunma sistemini çalıştırmak üzerinden elde edilen başarının çok önemli olduğunu söyledi. Bu sayede hem bu savunma sistemine erişimin olduğu kanıtlandı, hem de diğer sorunlarda da kullanılabileceğini gösterdi. Eczacılık fakültesi öğrencisi olan Greenwald Myers deri araştırmaları laboratuvarlarında yaptığı araştırmalarda güçlü bir antioksidan olan Nrf2 adlı protein çalıştırmayı başardı. Bu araştırma sırasında Nrf2 proteinini çalıştırabilen bir başka maddeyi de keşfetti ve nano teknoloji teslimat sistemini geliştirdi. Bu buluşun öncelikle dermatolojide kullanılabileceği düşünülüyor. Öte yandan bu buluşun damar hastalıkları, kalp krizi, kanser ve alzheimer’in tedavisinde de kullanılabileceği düşünülüyor.

Nasıl İsrail yanlısı oldum?


Aşağıda sizlere sunduğumuz makale dinler arası çalışmalarda bulunan aktivist Nadiya Al-Noor tarafından kaleme alınmış Times of Israel sitesinde yayımlanmıştır.

Dindar Bir Müslümanken nasıl İsrail yanlısı oldum

Nadiya ve Yahudi arkadaşı ellerinde İsrail bayraklarıyla

The Times of Israel’e ilk yazımı yazdığımdan beri, bir Müslümanın nasıl Siyonist olabileceğini soruyor. Birçok Müslüman gibi İsrail karşıtı idim. Birkaç yıl önce BDS’yi hatta intifadayı tamamen destekleyebilirdim. İsrail’i şeytan olarak görüyordum. İsrail hakkında sadece kötü ve işgalci olduğunu duyuyordum. Ayrıca İsrail’in çocukları katlettiği ve İsrail’in var olma hakkına sahip olmadığı. Siyonizm ırkçılıktı. Üniversite eğitimim sırasında Hamas ilgili bir taraftı, terör örgütü değildi. Tanıdığım herkes İsrail’den nefret ediyordu. Bu geçen seneye kadar sürdü, gerçeği öğrenene kadar.

2015 yılında Müslümanlığıma daha bağlandım. Her gün dua etmeye ve İslam’ın emrettiği şekilde yaşamaya başladım. Bir sabah kalbimde Yahudilikle ilgili daha fazla bilgi öğrenme isteğiyle uyandığımda yaşadığım şaşkınlığı tahmin edersiniz. Bu Tanrı’nın bir çağrısıydı. Yahudi akrabalarım var, büyürken birçok Yahudi arkadaşım oldu. Ancak o sabaha kadar gerçek anlamda Yahudiliğe kalbimi açmamıştım.

Yahudiliği araştırmaya başladım. Yahudi arkadaşlarım ve Yahudi akrabalarımla konuşmaya başladım. Teyzem ve eniştemin İsrail’de tanıştıklarını, teyzemin ailesinin antisemitizm yüzünden Rusya’dan kaçtığını öğrendim. Birçok arkadaşımın Yahudiliklerinin kimliklerini şekillendirdiğini öğrendim. Bir haham Hasidik duaları içeren bir kitap verdi. Kendi Müslüman dualarımla benzerlikleri görünce çok şaşırdım. Bugün olduğum kişide birçok Yahudi rol modellerim olduğunu fark ettim. Ancak hala İsrail karşıtıydım. Çünkü İsrail hakkında dürüst bir araştırma yapmıyordum. Durumu zaten anladığımı düşünüyordum. Hatalı olamazdım.

Nadiya Al Noor Yahudi Müslüman Hareketi Kuruluşu Başkanı Rabbi Yakov D Cohen ile canlı yayında

İsrail hakkında araştırmaya bir tesadüf sonucu başladım. Tüm Koşer yemeklerin Helal olduğunun bilinciyle Hillel Üniversitesindeki Koşer mutfağa başvurmaya çalışıyordum. Yanlışlıkla Hillel İsrail Komitesine üye olmuşum. Oradaki çalışana hayır demeye çekindiğim için toplantılarına gitmeye başladım. Zamanla fark ettim ki İsrail hakkında bildiklerimin çoğu antisemit propagandaymış. İsrail halkını güvende tutmak için uğraşan bir ülkeymiş. Tüm hayatım boyunca öğretildiği gibi şeytan değildi. Hillel’de hem Yahudiliği hem de İsrail’i tanıdığım, mutlu ve güvenli olduğum bir yer oldu. Her Cuma önce Şabat yemeğine katıldım camiye gitmeden önce. Etkinlik düzenlemeye başladım.

Kasım 2015’te eşcinsel bir sinemacı davet etmeye karar verdik. İsrail’deki homofobiye dikkat çekmek istedik. Ancak inanılmaz bir protesto ile karşılaştık. O kadar ki konuşmayı iptal etmek zorunda kaldık. Protestolar İsrail karşıtlığına dönüştü. Oysa üniversite Yahudi destekçisi görünüyordu. Olayın geldiği nokta inanılmazdı. Yahudi arkadaşlarım yenildiklerini hissettiler. Bir bölümü ağlamaya başladı, ertesi günlerde korkudan derslere giremediler. İnsanlar korkunç şeyler söylemişti bağırarak onlara. Yardım etmek istiyordum ama ben de korkuyordum. Davet ettiğimiz sinemacı bana korkup korkmadığımı sordu ve şöyle dedi, “Çok yazık. Bir değişiklik yapmak istiyorsan konuşman lazım.”

Ve konuştum. İsrail avukatı oldum. Makom programına kaydoldum ve modern İsrail tarihini öğrendim. İsrail’in birçok kez barış anlaşması yapmaya çalıştığını öğrendim. Arap ülkelerinin 1948’de birleşip İsrail’i nasıl yok etmek için saldırdıklarını öğrendim. Müslümanlar dahil İsraillilerin ne kadar yardımsever olduğunu gördüm. İsrail Ordusunda görevlilerle arkadaş oldum. Görevlerinin ne kadar zor olduğunu öğrendim. 800 bin Arap Yahudisi mültecinin varlığını öğrendim. Yahudilerin gerçekten bir devlete sahip olmaya ihtiyaç duyduklarını ve bu toprakların 3000 yıldır toprakları olduğunu öğrendim. Dünyada Yahudilerin, Yahudi olmalarının tamamen serbest olduğu tek yer olduğunu öğrendim. Siyonizm Yahudilerin tarihi anavatanlarında güven içinde yaşamaları hakkı demek. Kuran-ı Kerim’de bile İsrail oğullarının dünyanın tüm köşelerinden ebedi ana vatanlarına döneceklerini söyler. Tüm bu bilgiler kimliğimi tamamladı. Bugün hem inançlı bir Müslüman hem de Siyonistim.

Hedefim Yahudi ve Müslüman toplumları arasında bir köprü kurabilmek. Benim gibi birçok Siyonist Müslüman ile tanıştım. Onların da benzer hedefleri var ve birçoğu ciddi derecede İsrail karşıtıydı daha önceleri. Müslüman toplumlarındaki antisemitizmin kökeninde İsrail karşıtlığını besleyen yalanlar ve doğru olmayan Yahudi karşıtı dini öğretiler yatıyor. Müslüman toplum İsrail ve İsrail tarihi hakkında doğru bilgilendirilmeli. Ancak o zaman gerçek barışa ulaşılabilir.

Bu yazıyı okuyan Yahudi, Müslüman, Ateist, Arap, İsrailli veya başka biri, kendi köprülerinizi kurmaya davet ediyorum. Yeni biri ile tanışın. Arap komşularınızı çaya davet edin. Kahve sırasında bekleyen Yahudi kızla konuşun. Farklı dini ve etnik kimlikten kişilerle arkadaş olun. Bir haham ya da imam ile konuşun. Mümkünse bir sinagog veya camiiye gidip aklınıza takılanları tüm içtenliğinizle sorun. Farklı dini inançları bir araya getiren gruplara katılın. Eğer etrafınızda yoksa tıpkı benim gibi yenisini kurun. Toplumsal projelerde beraber çalışın. Her inançtan kişilerin davetli olduğu Şabat yemekleri düzenleyin. Birbiriniz hakkında öğrenin. Bir diğerinin insan olduğunu kabul edin. O kadar da farklı değiliz. Hepimiz Tanrının çocuklarıyız, hepimiz aynı insanlığa dahiliz ve öyle davranmamız lazım.

kaynak: Times of Israel

İsrailliler havadan içme suyu üretmeyi başardı


Deniz suyunun tuzdan arınması içme suyu üretmek için bir çözüm ancak kara ülkeleri için bir çözüm değil. Üstelik önemli bir yatırım gerektiriyor.

water, water production, moisture, israel, water from air, safe drinking water, israel institute of technology, water generation
Hayfa’da bulunan İsrail Teknoloji Enstitüsü’nde görevli bilim insanları havadan içme suyu üretmek için yeni bir sistem geliştirdi. Atmosferden su üreten jeneratörler ticari ve evde kullanım için zaten mevcuttu. Ancak bu yeni sistem ile çok daha az enerji ile çok daha kaliteli içme suyu üretilebiliyor. Bu yeni sistem Amerikan Kimya Derneği’nin yayını olan Çevre, Bilim & Teknoloji tarafından tasdik edildi.
Atmosferde belli bir düzeyde su buharı mevcut. Ancak günümüzde atmosferden su çeken makinelerin önemli sınırlamaları var. Havayı soğutmak için elektrikli soğutma sistemi kullanıyorlar ve bunun sonucunda buhara ulaşıyorlar. Ancak bu oldukça enerji harcayan bir yöntem. İsrailli bilim insanlarının geliştirdiği yeni teknolojide önce buhar havadan ayrılıyor, daha sonra sadece buhar soğutuluyor. Bu da standart teknolojiye göre %20 ile %65 arası enerji tasarrufu demek. Dergide ayrıca yeni geliştirilen sistemin birçok farklı çevresel koşulda da kullanılabildiğine dikkat çekiyor. Ayrıca güneş enerjisi gibi alternatif enerji kaynağı olarak da kullanılabiliyor.
Deniz suyunu tuzdan arındırma sistemi önemli bir yatırım gerektiriyor ve denize kıyısı olmayan ülkeler için bir çözüm seçeneği oluşturmuyor. Oysa hava her yerde ve atmosfer 13 bin km 3 taze su barındırıyor. Bunun %98’i buhar halinde. Geliştirilen yeni sistemin bir diğer avantajı ise bakteri içermeyen bir içme suyu üretebiliyor olması.

 

 

İsrail teknolojisi Rio Olimpiyatları’nda


Rio Olimpiyatlarına İsrail şimdiye kadar en kalabalık sporcu kafile ile katılıyor. 17 farklı dalda yarışan 47 sporcu ile 35 koç ve 25 yardımcısı Brezilya’da bulunuyor. Ancak sadece onlar değil, olimpiyatların güvenliğini sağlayan birçok İsrailli firma da adından bahsettiriyor ImageSat International: uydu ile güvenlik Olimpiyatlarda güvenlik sadece karadan değil aynı zamanda uydu aracılığıyla da sağlanıyor. ImageSat … Continue reading

İsrail ile Afrika arasında ‘Rönesans’ Devri


Aşağıda sizlere sunduğumuz makale İsrail’in  Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Danny Danon tarafından kaleme alınmış Wall Street Journal gazetesinde yayımlanmıştır.

İsrail ile Afrika arasındaki ilişkileri canlandırırken

İsrail başbakanı Binyamin Netanyahu’nun son Afrika gezisi, İsrail’in bu ülkelerle ilişkisine verdiği önemi gösteriyor. Ekonomik ilişkilerin yanı sıra, İsrail ile Afrika arasındaki ilişkilerde yaşanan ‘rönesans’, aynı zamanda uluslararası arenada özellikle de Birleşmiş Milletler’de İsrail’in desteğini arttırması için bir fırsat. İlk kurulduğu yıllarda İsrail, Afrika ülkeleri ile iyi ilişkiler içindeydi. İngiliz yönetiminden yeni kurtulmuş ve binlerce yıllık işgal ve sürgünden sonra bağımsızlığına kavuşan İsrail, sömürgeciliğe karşı savaşlarında Afrika ülkeleri için bir esin kaynağıydı.

İsrail Başbakanı Netanyah ve Etiyopya Başbakanı Desalegn ikili anlaşmalar imzalarken

İsrail ile yeni kurulan Afrika ülkeleri arasında özel bir bağ oluştu. İsrailli uzmanlar, bankacılıktan kuyu açmaya, kendi bilgi ve deneyimlerini Afrikalılarla paylaştılar. İsrail’in Orta Doğu’daki komşularından dolayı oluşan diplomatik yalnızlığı Afrika ülkeleri ile aşmasının stratejik bir önemi de vardı.
İkili ilişkiler 1967’deki Altı Gün Savaşlarında bozuldu. 1973 Yom Kipur Savaşında ise tamamen sıfırlandı. Arap propagandasına inanan Afrika ülkeleri, İsrail’i “işgal altındaki” Arap topraklarında sömürgeci olarak görmeye başladı.
Kırk yıldan fazla bir süreden sonra İsrail, Netanyahu’nun deyimiyle, “İsrail Afrika’ya, Afrika İsrail’e geri dönüyor.” İsrail hükümeti Afrika ile ilişkilerini güçlendirmek için milyon dolarlık bir plan sundu. Bu ziyarette, 70 İsrailli şirketin başkanı başbakana eşlik etti.
Birçok konuda İsrail Afrika için uygun bir ortak. Çünkü yaşadığı sorunlar, tıpkı Afrika gibi, onu yaratıcı çözümler üretmeye zorladı. Örneğin İsrail tarım suyunu geri dönüştüren ve yeniden kullanan lider ülke olmakla kalmıyor, su arıtma sistemi ile tüm su ihtiyacını, iklim şartlarına rağmen, karşılayabiliyor. Yenilenebilir enerjide de; güneş, rüzgar gibi, gelişmiş teknolojileri ile de dikkat çekiyor.
İsrail’in Afrika ile ilişkilerini geliştirmesinin daha büyük ve küresel anlamda da faydaları var. İsrail, onlarca yıldır BM’de haksızlığa uğruyor çünkü birçok forumda sayıca eksik kalıyor. Bunun sonucunda Filistin uluslararası kurumlarla doğrudan pazarlığa girmeye başladı. İsrail ile Afrika arasında daha iyi ilişkiler kurulması Filistinlilerin yeniden pazarlık masasına dönmesini sağlayabilir. 2014 yılında BM Güvenlik Kurulu’nda İsrail karşıtı bir kararın çıkmasını desteklerken Nijerya ve Ruanda’nın çekimser kalması bu girişimi durdurmuştu. Öte yandan bazı Avrupa ülkeleri Filistinlileri desteklemişti
Benzer bir şekilde, BM hukuk komitesine seçilme girişimim İran’ın başını çektiği Bağlantısızlar hareketinin onay vermemesiyle İsrail her ülkenin sahip olduğu bu haktan mahrum olmuştu. İsrail’in boykot edilme denemesi, Kenya ve Ruanda’nın benim adaylığımın da diğer adaylar gibi değerlendirilmesini istemesiyle durdurulmuştu. Sonuçta oylama yapılmış, 109 ülke benim başkanlığım için onay vermiş ve İsrail ilk defa geçici olmayan bir BM kurumuna başkan seçilebildi.

Filistinlilerin İsrail’e bir sonuç empoze etmek ve pazarlık masasından kaçmak için BM kurumlarına başvurmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Bu girişimleri durdurmada İsrail’in en büyük destekçisi Amerikan halkı. Ancak İsrail’in diplomatik ilişkilerini genişletmesi ve dostlarının sayısını arttırması gerek. Afrika ile ilişkilerimizi derinleştiriyoruz çünkü bu yapılması gereken doğru bir şey, en başta her iki tarafın da ekonomik kazanımları göz önüne alındığında. Ayrıca bu sayede BM kurumlarında İsrail’e diğer üye ülkeler ile aynı haklara sahip tam üye olarak davranılabilir.

 

kaynak: http://www.wsj.com/articles/reviving-relations-between-israel-and-africa-1468348388

 

İsrailli doktorlar Suriyelileri tedavi ediyor


İsrail ordusu Suriye’de süregelen savaşta yaralanan Suriyelileri tedavi ediyor. Düşüncelerini paylaşan iki kadın ordu doktorundan Rotem Einav şöyle diyor; “İsraillileri, Yahudileri veya Suriyelileri tedavi etmek için eğitilmedim. İnsanları tedavi etmek için eğitim gördüm.” Son beş aydır Golan Tepelerinde görev alan 474’üncü tümene bağlı çalışan Einav, bu süre zarfında 100 Suriyeliyi tedavi etti. Bölgeye ilk gelen … Continue reading

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Join 370 other followers

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 370 other followers