Türkiye'deki İsrail Temsilcilikleri Resmi Blogu

Başbakan Netanyahu BM Genel Kurulu’na hitap etti

Categories

Arşıv

Twitter

Error: Twitter did not respond. Please wait a few minutes and refresh this page.

Başbakan Netanyahu BM Genel Kurulu’na hitap etti


Benjamin Netanyahu speaks at the UN General Assembly (Photo: AFP)

Benjamin Netanyahu BM’de hitap ederken (Photo: AFP)

BM Genel Kurulu’na hitap eden İsrail Başbakanı Netanyahu, Filistin Devlet Başkanı Abbas’a seslendi. Abbas’a “Kudüs’teki Knesset’e (İsrail parlamentosu) gelip İsrail halkına hitap et” diyen Netanyahu karşılığında memnuniyetle Ramallah’taki Filistin parlamentosunda giderek konuşma yapacağını söyledi. Netanyahu, “Barışın yolu New York’tan değil Kudüs ve Ramallah’tan geçiyor” diye de ekledi.

Müzakerelerle ilgili olarak “İsrail hazır, ben hazırım” ifadelerini kullanan Netanyahu, ‘tüm nihai statüleri görüşmeye hazır olduğunu, ancak tek Yahudi devleti hakkının bu konulardan biri olmadığını’ kaydetti.

BM’nin, geçen yıl Genel Kurul’dan geçirdiği İsrail devleti aleyhindeki 20 karar nedeniyle her iğneleyici sözü hak ettiğini söyleyen Netanyahu, Filistinlilerin insan haklarını ihlal ettiği için İsrail hükümetini kınayan BM İnsan Hakları Konseyi için de ‘şaka gibi’ değerlendirmesinde bulundu.

 

Hamas askeri kanadının kurucularından Nasser Filistinlilerden özür diledi


Muhammed Nazami Nasser, 1991 yılında Hamas’ın askeri kanadını kuranlardan biriydi ve İsrail askerlerinin öldürülmesinde doğrudan rol almıştı. 1989 yılında İsrail askerleri Avi Sasportas ve Ilan Saadon’u kaçırıp öldürmüştü. Bu Hamas’ın ilk kez uyguladığı bir yöntemdi.
Geçtiğimiz gün Facebook hesabında yaptıkları için Filistinlilerden özür dileyen Nasser, adını kullanmadığı İslami grubu, nefret aşılayan, Filistin halkının sonunu getiren ‘şeytan’ olarak tanımladığını ekledi. İsrail’e karşı girişilen terör saldırıları ve şiddet için ise özür dilemedi.

Muhammad Nazami Nasser (Facebook)

Muhammad Nazami Nasser

Filistin’deki ve Filistin dışındaki tüm Filistinlilere seslenen Nasser, ayrıca “ölümsüz lider” olarak tanımladığı Yaser Arafat ve El Fetih dair birçok kişi ve kuruluştan özür diledi. Kimi zaman Hamas ile ortaklaşa saldırı düzenleyen İslami Cihat bu listede yer almadı. Facebook paylaşımı şu şekilde;
“Sizlere karşı [politik kurumlar] içimde biriken nefretten dolayı ve sizin haritada coğrafi ve siyasi bir yeriniz olmaması için verdiğim çabadan dolayı özür dilerim. En büyük hayalim olan, sizlerin hareketsiz yer altına gitmeniz için sürdürdüğüm çaba için özür dilerim. Şeytanın [Hamas] beni etkilemiş olmasından, cennetin en yüksek kademesine çıkacağıma inandırdığından dolayı Allah’tan beni affetmesini dilerim. Allahım, Allahım, Allahım… dualardan mahrum kaldım. Ana vatanım yok edildi çünkü diğerlerini anlayamadım. Ve en kötüsü din ile çalıştığımı sanıyordum.”

A poster image of assassinated Hamas weapons importer Mahmoud al-Mabhouh in Jabalya, northern Gaza Strip, 23 March 2010 (photo credit: Abed Rahim Khatib/Flash90)

Nasser ne Hamas ne de İsrail’i ismen anıyor. Ancak şeytan derken Hamas’tan bahsettiği ve İsrail’e yaptıkları sayesinde cennete gideceğine inandığı anlaşılıyor. “Özrümü kabul etmenizi rica ediyorum. Gerçi dine karşı, vatan ve halka karşı bunca yıkımdan sonra yardımcı olmayacaktır,” diye ekledi. Nasser paylaşımının devamında hayvanların ve bitkilerin birleşerek farklılıklardan nasıl bir güzellik yarattığını belirtti.
Filistin Yönetimi’nin resmi sitesi Wafa, Nasser’e ulaşılamadığını belirtti. Uzlaşı çalışmalarına destek vermiş olan Nasser’ın ve ekimdeki seçimlerde adaylığını koyması bekleniyordu. Wafa, Nasser’in özrünün bir çok kişide Hamas hakkında soru işaretleri doğurduğunu belirtti. İsrail’den kaçmak için bir dönem Sudan’a yerleşen Nasser’in son zamanlarda Gazze’de yaşadığı biliniyordu. Nasser 15 Ağustos’taki bu Facebook paylaşımından sonra bir daha görülmedi.

Başarıları İsrail’i aşan kadın teknoloji liderleri


İsrail bir start up ülkesi olarak biliniyor ve kadınlar birçok önemli teknoloji firmasının en üst düzey pozisyonlarda görev alıyorlar. Bu başarı bir çok sektörde daha dikkatleri çekiyor. Mesela İsrail’in en büyük 5 bankasının 3’ünün CEO’su kadın (Lilach Asher-Topilsky, Israel Discount Bank, Rakefet Russak-Aminoach, Bank Leumi ve Smadar Barber-Tsadik, First International Bank). Ancak çalışanlar açısından halen … Continue reading

Dünyanın en iyi beşinci yemek şehri Tel Aviv, Yafa!


tel avıv food ile ilgili görsel sonucu

Seyahat dergisi Conde Nast Traveler, Tel Aviv Yafa’yı dünyanın beşinci en iyi “yemek pişirme sanatı” icra eden şehir seçti.
İsrail mutfağı deyince içeriği hakkında hala tartışmalar sürse de Tel Aviv, Yafa; Cape Town, Dubai, Hong Kong, Buenos Aires’in ardından beşinci en iyi yemek şehri seçildi. Tel Aviv’i Tayvan, Singapur, Tokyo, Toronto, Sidney ve Londra takip ediyor.
En iyi 15 yemek şehri listesini yayınlayan dergiye göre, Tel Aviv kokteyl saatinden partiye yemek sahnesi oldukça popüler son dönemde. 3400 restoran ve cafe bulunan şehir her gün yemek yemenin keyfini çıkarıyor diyen Tel Aviv Belediye Başkanı Ron Huldai ekliyor, “Sadece high-tech’te yaratıcı değiliz.”

Dünyanın en uzun ve en yüksek cam köprüsü İsrail tarafından tasarlandı


Dünyanın en uzun ve en yüksek cam köprüsü Zhangjiajie Köprüsü bu ay Çin’in Hunan bölgesinde açılacak. Çinli yetkililere göre dünyanın bir sonraki harikası olacak olan köprü İsrailli mimar Haim Dotan tarafından tasarlandı. İki tepe arasında kurulan köprünün yüksekliği 426 metre, genişliği ise 6 metre. Köprü aynı anda 800 kişiyi taşıyabilecek kapasitede. Dotan bu iki vadiyi … Continue reading

İsrail’in geliştirdiği nano teknoloji, gençlik iksiriniz olabilir


İsrailli doktora öğrencisinin geliştirdiği formül, ciltte oluşan hasarlara karşı vücudun doğal savunma sistemini aktive etmeyi başardı.

Photo by Evgeny Atamanenko/Shutterstock.com
Tüm gün UV ışınlarına, radyasyona ve çevreden yayılan diğer zararlı etkilere maruz kalan cildi koruyan filtreler azaldıkça birçok cilt sorununu da beraberinde getiriyor; pigment farklılığı, kırışık, cilt kanseri… Bu durum ayrıca iç organlarımızda da sorunlar çıkarabilir ve protein, DNS ve lipid üreten hücrelere zarar verebilir. İsrail’de üretilen yeni bir nano teknoloji vücudun doğal savunma sistemini çalıştırmayı başardı. Bu sayede cildin dengede kalabilmesi için gereken antioksidan enzimler vücut tarafından üretildi.
Cosmetics akademik dergisinde yer alan raporda İbrani Üniversitesi doktora öğrencisi Maya Ben-Yehuda Greenwald, Technion Üniversitesi ile işbirliğinde gerçekleştirdikleri bu nano teknolojiyi anlattı. Greenwald, vücudun kendi savunma sistemini çalıştırmak üzerinden elde edilen başarının çok önemli olduğunu söyledi. Bu sayede hem bu savunma sistemine erişimin olduğu kanıtlandı, hem de diğer sorunlarda da kullanılabileceğini gösterdi. Eczacılık fakültesi öğrencisi olan Greenwald Myers deri araştırmaları laboratuvarlarında yaptığı araştırmalarda güçlü bir antioksidan olan Nrf2 adlı protein çalıştırmayı başardı. Bu araştırma sırasında Nrf2 proteinini çalıştırabilen bir başka maddeyi de keşfetti ve nano teknoloji teslimat sistemini geliştirdi. Bu buluşun öncelikle dermatolojide kullanılabileceği düşünülüyor. Öte yandan bu buluşun damar hastalıkları, kalp krizi, kanser ve alzheimer’in tedavisinde de kullanılabileceği düşünülüyor.

Nasıl İsrail yanlısı oldum?


Aşağıda sizlere sunduğumuz makale dinler arası çalışmalarda bulunan aktivist Nadiya Al-Noor tarafından kaleme alınmış Times of Israel sitesinde yayımlanmıştır.

Dindar Bir Müslümanken nasıl İsrail yanlısı oldum

Nadiya ve Yahudi arkadaşı ellerinde İsrail bayraklarıyla

The Times of Israel’e ilk yazımı yazdığımdan beri, bir Müslümanın nasıl Siyonist olabileceğini soruyor. Birçok Müslüman gibi İsrail karşıtı idim. Birkaç yıl önce BDS’yi hatta intifadayı tamamen destekleyebilirdim. İsrail’i şeytan olarak görüyordum. İsrail hakkında sadece kötü ve işgalci olduğunu duyuyordum. Ayrıca İsrail’in çocukları katlettiği ve İsrail’in var olma hakkına sahip olmadığı. Siyonizm ırkçılıktı. Üniversite eğitimim sırasında Hamas ilgili bir taraftı, terör örgütü değildi. Tanıdığım herkes İsrail’den nefret ediyordu. Bu geçen seneye kadar sürdü, gerçeği öğrenene kadar.

2015 yılında Müslümanlığıma daha bağlandım. Her gün dua etmeye ve İslam’ın emrettiği şekilde yaşamaya başladım. Bir sabah kalbimde Yahudilikle ilgili daha fazla bilgi öğrenme isteğiyle uyandığımda yaşadığım şaşkınlığı tahmin edersiniz. Bu Tanrı’nın bir çağrısıydı. Yahudi akrabalarım var, büyürken birçok Yahudi arkadaşım oldu. Ancak o sabaha kadar gerçek anlamda Yahudiliğe kalbimi açmamıştım.

Yahudiliği araştırmaya başladım. Yahudi arkadaşlarım ve Yahudi akrabalarımla konuşmaya başladım. Teyzem ve eniştemin İsrail’de tanıştıklarını, teyzemin ailesinin antisemitizm yüzünden Rusya’dan kaçtığını öğrendim. Birçok arkadaşımın Yahudiliklerinin kimliklerini şekillendirdiğini öğrendim. Bir haham Hasidik duaları içeren bir kitap verdi. Kendi Müslüman dualarımla benzerlikleri görünce çok şaşırdım. Bugün olduğum kişide birçok Yahudi rol modellerim olduğunu fark ettim. Ancak hala İsrail karşıtıydım. Çünkü İsrail hakkında dürüst bir araştırma yapmıyordum. Durumu zaten anladığımı düşünüyordum. Hatalı olamazdım.

Nadiya Al Noor Yahudi Müslüman Hareketi Kuruluşu Başkanı Rabbi Yakov D Cohen ile canlı yayında

İsrail hakkında araştırmaya bir tesadüf sonucu başladım. Tüm Koşer yemeklerin Helal olduğunun bilinciyle Hillel Üniversitesindeki Koşer mutfağa başvurmaya çalışıyordum. Yanlışlıkla Hillel İsrail Komitesine üye olmuşum. Oradaki çalışana hayır demeye çekindiğim için toplantılarına gitmeye başladım. Zamanla fark ettim ki İsrail hakkında bildiklerimin çoğu antisemit propagandaymış. İsrail halkını güvende tutmak için uğraşan bir ülkeymiş. Tüm hayatım boyunca öğretildiği gibi şeytan değildi. Hillel’de hem Yahudiliği hem de İsrail’i tanıdığım, mutlu ve güvenli olduğum bir yer oldu. Her Cuma önce Şabat yemeğine katıldım camiye gitmeden önce. Etkinlik düzenlemeye başladım.

Kasım 2015’te eşcinsel bir sinemacı davet etmeye karar verdik. İsrail’deki homofobiye dikkat çekmek istedik. Ancak inanılmaz bir protesto ile karşılaştık. O kadar ki konuşmayı iptal etmek zorunda kaldık. Protestolar İsrail karşıtlığına dönüştü. Oysa üniversite Yahudi destekçisi görünüyordu. Olayın geldiği nokta inanılmazdı. Yahudi arkadaşlarım yenildiklerini hissettiler. Bir bölümü ağlamaya başladı, ertesi günlerde korkudan derslere giremediler. İnsanlar korkunç şeyler söylemişti bağırarak onlara. Yardım etmek istiyordum ama ben de korkuyordum. Davet ettiğimiz sinemacı bana korkup korkmadığımı sordu ve şöyle dedi, “Çok yazık. Bir değişiklik yapmak istiyorsan konuşman lazım.”

Ve konuştum. İsrail avukatı oldum. Makom programına kaydoldum ve modern İsrail tarihini öğrendim. İsrail’in birçok kez barış anlaşması yapmaya çalıştığını öğrendim. Arap ülkelerinin 1948’de birleşip İsrail’i nasıl yok etmek için saldırdıklarını öğrendim. Müslümanlar dahil İsraillilerin ne kadar yardımsever olduğunu gördüm. İsrail Ordusunda görevlilerle arkadaş oldum. Görevlerinin ne kadar zor olduğunu öğrendim. 800 bin Arap Yahudisi mültecinin varlığını öğrendim. Yahudilerin gerçekten bir devlete sahip olmaya ihtiyaç duyduklarını ve bu toprakların 3000 yıldır toprakları olduğunu öğrendim. Dünyada Yahudilerin, Yahudi olmalarının tamamen serbest olduğu tek yer olduğunu öğrendim. Siyonizm Yahudilerin tarihi anavatanlarında güven içinde yaşamaları hakkı demek. Kuran-ı Kerim’de bile İsrail oğullarının dünyanın tüm köşelerinden ebedi ana vatanlarına döneceklerini söyler. Tüm bu bilgiler kimliğimi tamamladı. Bugün hem inançlı bir Müslüman hem de Siyonistim.

Hedefim Yahudi ve Müslüman toplumları arasında bir köprü kurabilmek. Benim gibi birçok Siyonist Müslüman ile tanıştım. Onların da benzer hedefleri var ve birçoğu ciddi derecede İsrail karşıtıydı daha önceleri. Müslüman toplumlarındaki antisemitizmin kökeninde İsrail karşıtlığını besleyen yalanlar ve doğru olmayan Yahudi karşıtı dini öğretiler yatıyor. Müslüman toplum İsrail ve İsrail tarihi hakkında doğru bilgilendirilmeli. Ancak o zaman gerçek barışa ulaşılabilir.

Bu yazıyı okuyan Yahudi, Müslüman, Ateist, Arap, İsrailli veya başka biri, kendi köprülerinizi kurmaya davet ediyorum. Yeni biri ile tanışın. Arap komşularınızı çaya davet edin. Kahve sırasında bekleyen Yahudi kızla konuşun. Farklı dini ve etnik kimlikten kişilerle arkadaş olun. Bir haham ya da imam ile konuşun. Mümkünse bir sinagog veya camiiye gidip aklınıza takılanları tüm içtenliğinizle sorun. Farklı dini inançları bir araya getiren gruplara katılın. Eğer etrafınızda yoksa tıpkı benim gibi yenisini kurun. Toplumsal projelerde beraber çalışın. Her inançtan kişilerin davetli olduğu Şabat yemekleri düzenleyin. Birbiriniz hakkında öğrenin. Bir diğerinin insan olduğunu kabul edin. O kadar da farklı değiliz. Hepimiz Tanrının çocuklarıyız, hepimiz aynı insanlığa dahiliz ve öyle davranmamız lazım.

kaynak: Times of Israel

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Join 371 other followers